9 Şubat 2009 Pazartesi

Büyük kücük





















Komsularimiz bizi ziyarete geldiklerinde Ezgi'ye Renkler isimli bir kitap getirdiler. Dün aksam birlikte okumaya basladik. Kitabin sol tarafinda büyük farkli renklerde sekiller var. Sag tarafinda ise ayni sekiller kücük pencerelerin icine saklanmis. Ornegin sol tarafta büyük kirmizi bir cilek ve yesil bir yaprak koymuslarsa sag tarafta ki pencereleri actiginda kücük bir cilek ve yaprak buluyorsun. Ezgi'nin bu durum pek hosuna gitti. Zaten kendini bilmeye basladigindan beri saklambac ve türevlerine bayiliyor. Buna esyalari olur olmaz yerlere saklamakta dahil. Ben kitabin adindan etkilenmis olarak Renkler üzerine yogunlasmisken, hazir firsat bu firsat kizimiz pembe ve mor disinda baska bir renk ögrenebilir mi diye ugrasirken, Ezginin de bambaska bir konu kafasini mesgul ediyormus. Pencereler acildikca bana kücük resimleri gösterip "Anne bak bebek", sol tarafta ki büyüklere de "Anne" demeye basladi. Bende de o an simsekler cakti ve "Annecim, bunlar kücük bunlar büyük" diye göstermeye basladim. Sayfalar ilerledikce artik büyük ve kücük kavramlari iyice oturdu. Son sayfalarda kücük civcivleri gösterirken yüzü bizim bebeklere bakarken ki ifademize bürünüp "Anne bak küccükk" diyor, sapur supur resimleri öpüyordu.

Hiç yorum yok: