Anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2011 Pazartesi

Giderken


























Melegimi her sabah pur nese okula ugurluyorum. Gidenler telasli, kalanlar biraz buruk. Kalanlar el sallama faslinin ardindan birbirlerini opucuklerle teselli ediyor. Daha dogrusu anne bebisini doya doya mincikliyor yalniz kalmanin verdigi rahatlikla. Yakinda bu sahne degisecek cunki ise geri donuyorum. Kalbimin aklimin yarisi evde kaliyor olacak. Aksam kavusma zamani iple cekilecek. Ama hayatin devam etmesi lazim. Boyle diyor aklim. Duygular su an biraz sapmis durumda gerci. Onlarda bir sekilde yoluna girecek zamanla.

11 Eylül 2011 Pazar

Hastaliklar ve okul basladi






















Ezgi'nin yakalandigi ve atlattigi hastalik domino etkisiyle tum aileye yayildi. Son olarak en minigimiz Onur'u da etkiledi. Bol bol emziriyorum ama kilo alisi durdu. Umarim bir an once geldigi gibi gider. Oksurdugu zamanlar disinda minigimizin keyfi yerinde. Ablasi okula basladigindan beri ev oldukca sessiz boylece uykusu duzene girdi. Uyandiginda da oyuna daha cok vakit ayirabiliyoruz. Diger yandan Ezgi'ye de okula baslamak yaradi. Yeni sinifi ve ogretmenlerini hic yadirgamadi. Sevine sevine gidip geliyor. Ilk gunden ogretmenlerine en endiseli oldugum soruyu sordum nasil yemek yiyiyor diye ? Sasirtici bir sekilde oldukca iyi cevabini aliyorum. Bakalim bu sene okul sezonu kilosunu nasil etkileyecek merak icindeyim. Ve en super haber aksam yatagina gidip kendi kendine uyur oldu. Tabii bunda okula goturdugu defterinde kendi uyuyor kismini isaretlemesinin etkisi buyuk :)

1 Eylül 2011 Perşembe

Yaz bitti






















Yaz bitti. Ezgi'nin yaz okulu sona erdi, madalyasini alip arkadaslariyla vedalasti. Yakinda okulu basliyor. Hazirliklari nihayet tamamladik. Alinacaklar listesi epey kalabalikti anaokulunda boyleyse ilkokulda ne yapacagiz bilemiyorum. Bu donem sinifi, ogretmeni degisecek. Ogle uykusu kalkacak. Bakalim nasil tepki verecek merak ediyorum. Bizimkini yavas yavas alistirmaya calisiyorum ama kucukhanim simdilik sadece yeni bale kiyafetine ilgi gosteriyor. Bu donemi prenses donemi olarak tanimliyorum. Okudugumuz kitaplardan seyrettigimiz cizgi filmlere kadar ilgisini ceken tek sey bunlar. Eskiden hayvanli kitaplara bayilirdi, simdilerde rapunzel, pamuk prenses, kulkedisi okuyoruz. Son 1 haftadir Prenses ve bezelye tanesi kitabini en az 20 kez tekrar tekrar okuttu, artik ezberden anlatiyorum.

Onur bebise gelince emzige iyice alisti parmagi unuttu tam duzene girdi derken yedigi asilar sonrasi hersey tepetaklak oldu. Parmaga tekrar sardirdi. Uykusu bozuldu. Bebeklerde bu donem duzene giren tek sey duzensizlik sanirim :) Hastalik, yolculuk, asi, dis derken 2 yasina kadar pek rahat yok annelere. Canlari sagolsun butun zorluklar gelip geciyor geriye ise gulumseten anilar kaliyor. Ilk dogdugunda ayaklarina olan takintim simdi ellerine gecti. Surekli cici yaptirip opuyorum yumus ellerinden. Oyuncaklarini sallamaya ve Cee oynamaya basladi. Keyfi yerindeyse kahkahalarla guluyor. Yuvarlanmaya, saga sola donmeye merakli degil ama oturmaya cok hevesli. Doktor destekle oturtabilirsiniz engellemeyin dedi ama yine de sadece kucakta oturtuyorum ne olur ne olmaz :)







4 Temmuz 2011 Pazartesi

Iki cocuklu gunler

Gecen hafta Ezgi'nin gosterisi gerceklesti ve okulu bir daha ki doneme kadar tatil oldu. Onun sahnede kucuk ve heyecanli yuzunu gormek anne-baba olarak bizleri hem cok heyecanlandirdi hem de duygulandirdi. Ne yaptilar derseniz kucukler grubu bir iki donup bir iki sarki soyledi, maksat onlar sahne tozu yutmus oldu bizler de alkisladik :)

Sonrasinda hemen yuzme derslerine basladik. Birkac gidisten sonra bizimki bunalir mizikcilik cikarir mi diye endiseliydim cunki ogretmen oyun seklinde anlatiyor ama yine de surekli ayagini cirp, baloncuk cikar gibi talimatlar veriyor. Ama tam tersi kucukhanim inanilmaz mutlu ve istekli. Yuzmeye diyince elindeki herseyi birakip kosarak hazirlanmaya gidiyor. Birkac cocuk olmalari da onu olumlu etkiledi. Bir yandan cene caliyorlar bir yandan birbirlerini izliyorlar sonra da basliyorlar yarismaya.

Ezgi bu hafta benimle guzel vakit gecirdigi icin oldukca neseliydi ama Onur cephesinde isler pekte yolunda gitmedi. Ayri gecirilen iki saat de sagdigim sutler yetmedi, biraz mama aldi. Ememedigi icin huzursuzdu. Ben de sut sagdigim icin oyleydim. Gecenlerde sohbet ettigim bir anne o gun birisi tam doymussa digeri iyi yememis oluyor, birinin keyfi yerindeyse digeri huysuz. Ikisi icin de super bir gun gecirdigimi hatirlamiyorum demisti. Gercekten bende aynisini hissediyorum. Birisiyle tam ilgilendigim zaman digerini hafiften ihmal etmis oluyorum. Bu durum bir yandan beni uzse de bir yandan da gelecek icin cocuklar uzerinde faydali olacagina inaniyorum. Ne de olsa hayat o kadar da mukemmel olmuyor cogu zaman.

16 Mart 2011 Çarşamba

Oyun oyun oyun..


























Oynuyoruz oynuyoruz oynuyoruz... Dogumgünü sonrasi ev yine oyuncak cennetine döndü. Haliyle odaya cagirilip yeni oyunlara dahil edilme sayimizda iki kat artti. En son dün aksam eski barbie lerle son gelenler kaydirak yarisi yaptirilirken Umut la ikimiz hakem olarak bayrak (esasen firca) salliyorduk. Son gözde oyunlarimizdan birinde de Ezgi anne, ben anneanne rolundeyiz. Ve teyzesinin aldigi bicirik bebek Suziye yediriyoruz, iciyoruz, zaman zaman kizip zaman zaman öpüyoruz. En cokta arabayla dolasmaya cikariyoruz Suzicigi. Cocuklar icin sürekli oyun oneren pedagoglar bir yetiskinin bu kadar oyun oynamasinin psikolojisi üzerinde etkilerini de düsünüyorlar mi acaba :) Cogu zaman tikanma noktasina gelip kacacak delik ariyorum ama itiraf etmek gerekirse bu dönem gercekten cok güldürüyor kücük kizim beni. Komedi filmi izler gibi seyrediyorum onu. Gecen gün elinde balonun icerisine yerlestirilmis bir tarakla cika geldi. Anne mikroplari olduren kasintiyi geciren tarak istermisin diye sordu. Sanki karsimda zihni sinir konusuyor zannettim. Projesini uzun uzun anlatti böyle böyle kasiyacaksin diye. Yine baska bir gün araba da giderken kendi kendine konusuyor. Ne kadar ayip. Boyle kovalanmaz ki. Kim Ezgicim ? Sarkida ki abla. Git diyor. Insanlar birbirinden ayrilmak istemezler ki ! Iste böyle bicir bicir bir konusma hali. Parlak bir fikir sonrasi Anneeee ben herseyi biliyorum. Aklima geliveriyor. Bilgisayara da bakmadim, kipata da. Kendim buldum diyip gülümseyince benim psikoloji de birden düzeliveriyor.

Kitaplara bir süredir ara verdik. Eskileri tekrar tekrar okuyoruz ama ayni seyleri okumak ilgiyi azaltiyor. Bu yüzden iki yeni kitap ismarladim, Doga yabani cicekler ve Turkiye'nin kuslari. Biraz bahara hazirlik aslinda. Doga uyanirken Ezgi bol bol disarida oynasin, temiz hava alsin, kus-böcek-cicek gözlemlesin istiyorum. Haliyle bu ne cicegi, bu ne böcügü, kusu sorularina da yanit vermek gerekiyor.

Ev ici faaliyetler icinde okuldan ödev kitabini alacagim. Bizimkilere yeni yeni haftasonu 1 sayfalik ödeve basladilar. Aman ne sevindi ne sevindi. Temel olarak büyüklük, sekiller, nokta birlesme, bulmacalari iceriyor. Internette de bol bol örnekleri var. Hasta oldugu zamanlar indirip getiriyordum, epey oyalaniyordu. Iste cani istedikce bunlari verecegim cözsün diye. Okulda ki ögretmenleriyle de ara verme olayini görüstük. Uzulduler. Yakin temasta olalim yil sonu gösterisi icin provalara getirin dediler, anlastik. Donem sonu degerlendirmesi de geldi. Hersey yolunda. Okulu sevdigini ve onu ne kadar oyaladigini, gelistirdigi görüyorum ama bu yaz uzun bir dönem birlikte olacagimiz icinde sevincliyim. Belki de iki minigimle birebir evde zaman gecirecegim en uzun zaman olacak, bu yüzden benim icin yakinda kiymetli günler basliyor.

1 Mart 2011 Salı

Subat biterken

2011'e saglik acisindan pek iyi bir baslangic yapmadik. Ezgi Ocak'tan beri 15 gün iyi sonra 3-4 gün hasta. Tabii bu mikroplardan bizde payimizi aliyoruz, sirayla ailecek hastalanip iyilesiyoruz. Yasadigimiz yorgunluk ve hastaliklara ek olarak kücügüm epey de sinirli oldu. Bizden mi kaynaklaniyor, fiziksel mi yoksa baska birsey mi var diye sebebini bulmaya calistik. Oncelikle vurdulu kirdili cizgi film izlemesine son verdik. Son zamanlarda televizyon saatinde sadece bunlari izlemek istiyordu. Digerlerine bebek filmi diye burun kiviriyordu. Neyse ki hem onun istedigi gibi bebek filmi olmayan hem de bizim istedigimiz gibi siddet icermeyen bir program saati bulduk, televizyon olayini bu zaman dilimine göre ayarladik. Su an icin ise yaramis gözüküyor. Bizimkinin davranislarinda cok düzelme var. Ozellikle bir tavsancigin resim yaptigi ve bu resimleri nasil yaptigini anlattigi bir cizgi film var ki süper basarili. Ezgi onu izleyip sonra anlattiklarini cizmeye calisiyor. Ornegin orada gördügü panda cizimi. Benim bile cok hosuma gidiyor izlemek. Sonra anne bana bunu yap dediginde lazim oluyor :)






















Ayrica bu araba da stres atma, hareket etme acisindan cok faydali oldu. Uzerinden inmiyor. Su an en cok oynadigi oyuncaklardan biri. Evi de kücükhanimin tur atabilecegi gibi düzenledik. Havalar isininca arabasiyla birlikte sokaga salmayi hedefliyorum.


























Kardes öncesi hazirliklara gelince; odalarinda duracak yataklarin siparisini verdik, bebek yatagi ise bizim odaya tasindi. Yumurcak icin alisverisin büyük bir cogunlugu tamamlandi, bana göre az bir eksigimiz var. Ezgi ise herseyi kapsamli olarak düsünüyor. Anne yaz abbababisi (ayakkabisi), kis abbababisi ve yagmur abbababisi da lazim kardesime diyor. Eksikleri saya saya bitiremiyor :) En büyük hayali kardesini arabaya koyup gezdirmek. Cok tatli olacak benim kardesim dedikce gözlerim doluyor. Umarim hersey yolunda gider, Ezgi de bu dönemi az kiskanclik bol sevgiyle yasar.

1 Şubat 2011 Salı

Yilin ilk kari






















Yilin ilk kari nihayet dustu. Bizimki uyanip disariyi bembeyaz gorunce cok sevindi. Hastalik filan dinlemedik iyice giyinip dolasmaya ciktik. Pek tutmadigi icin sadece ufak kartoplari yapabildik, hayalimizde ki kardan adam icin bir sure daha beklememiz gerekecek. Yine de kisa gezimizin ardindan eve dondugumuzde harika bir gundu anne dedi :)

Bu hafta tatil basladigindan Ezgi evde ama hesapta olmayarak bende ona katildim. Cunki ikimizde grip olduk. Oksuruk biraz zorluyor yine de tatilde oldugu icin keyfi yerinde. Hep okul hep okul ! odami, Hatice annemi cok ozledim ben diyor. Arkadaslari gelip gidiyor onlara bile fazla yuz vermiyor. El isi calismalari, boyamalar, makasla kesip bicmeler derken gunu bitiriyor. En son yaptigi zurefaya bayildim. Teyzesinin yaptigi anne zurefaya baka baka yavrusunu cizip, kesip yapistirdi. Tamamen kendi el urunu. Okulda ise bu kadar kapsamli seyler yaptirmiyorlar. Genelde hazir parcalara birseyler yapistiriyorlar veya boyatiyorlar. Tabii hazir olduklari icin daha guzel gozukuyor ama cocuklarin sadece katkida bulundugu da anlasiliyor.


Hastaliktan mi buyudugunden mi nedir bilemiyorum biraz daha isyankar gunler geciriyoruz. Hep sizin dediginiz oluyor benim dediklerim ise hic olmuyor diye sitem ediyor bana. Halbuki konularda oldukca basit. Atkisi takmayacakmis, elini yikamayacakmis herseye itiraz. Bende sayiyorum onun neler istedigini ve bizim olabilecek herseye evet dedigimizi. Uzun konusmalar ve aglamalar sonrasi genelde anlasiyoruz. Yine de bazen cok zorlanmaya basladigimi hissediyorum. Erken ergenlik bu mu olsa gerek :)





24 Ocak 2011 Pazartesi

Komiklikler


























Sana komik bisi söyliyim mi baba ? Burnumu almislar, kulagima koymuslaaar. Hihohohoho..

Anneanne simdi kolay bir soru. Tavsanin kuyrugunu kim yemis ? Ben sorucam sen bilicen. Kurtttt !

Esprileri, bilmeceleri arka arkaya siraliyor bizimki. Kendisi güldükce bizi de güldürüyor. Hastaligi yendik gibi. 1 haftadir okula devam. Ama simdiden tatili (Subat) soruyor. Tüm hafta ara vermeden gidince yoruluyor, bikiyor. Arada bir gün mola vermek ona cok iyi geliyor. Her ay okula tiyatro geliyor. Bir de özel günlerde parti yapiliyor. O haftalar Ezgi'nin de hic sesi cikmiyor, keyfi yerinde oluyor. Malum degisiklikten hareketten cok hoslaniyor kücükhanim. Kardesle birlikte okulu biraz erken kapatacagiz, hep beraber evde olacagiz. O zamanlar icin simdiden planlar yapiyorum. Evde kapali kalirsak bunalabilir, bunaltabilir diye. Allahtan mevsim güzel olacak.

Bebek icin ise su ana kadar hic alisveris yapmadik. Ezgi alinacaklari tek tek siraliyor. Anne kardesime bunlar gerecek diye. Cogu da gercekten gerekecek. Onun listesine göre alisverise baslayacagiz galiba. Oncelikle odalarina el atacagiz. Ikisi aynı odada kalsinlar istiyorum. Zaten Ezgi'nin en büyük derdi yalnizlik. Yumurcak biraz büyüyünce artik bizim odayi terkedip kendi odalarina yerlesirler diye umuyorum :) Yapilacak isler cok ama hepsi de zevkli güzel isler. Önümüzdeki aylar bizi yine hareketli günler bekliyor :)

17 Aralık 2010 Cuma

Hava durumu


























Her aksam bir veya birden fazla yumusak oyuncagina sarilarak uyuyor. Yatakta ücümüz arti oyuncaklar tikis tikis yatiyoruz. Yine de uykusuz gecen 2 yilimi düsününce buna da cok sükür diyorum. Sadece su ve cis icin kalkiyor uzun bir süredir. 3-4 ay sonra yine eski günlere dönüp bugünlerimi arayacagim pek muhtemel. Simdilik bunlari düsünmemeye calisiyorum. Zaten yumurcak tekmeleri attikca aklima hep güzel anilar geliyor.

Bu hafta okuldan Ezgi'nin ilk 3 aylik gelisim cizelgesi elimize ulasti. Yemek yeme ve top sektirmeyle ilgili iki konuda gelisiyor notu almis, kalanlarin hepsi pekiyi :) Bizimki bazi rakamlari ve harfleri yazmaya baslamisti, bunlari okulda mi ögretiyorsunuz diye sordum. Henüz bu tip bir calisma yapmiyorlarmis ilgisi oldugu icin ögrenmis olabilir dediler. Bende simdiden yüklenmeye baslamislar cocuklara diye icimden gecirmistim acikcasi aldigim cevaptan memnun oldum. Bir de disarida oynama konusu cok kafama takiliyor. Istiyorum ki her gün yarim saat bir saat disariya ciksinlar. Ama müdüre ile konustugumda bahcenin elverisli olmadigini, kis bahcesine izin vermediklerini, üstüne üstlük bir cok annenin soguk almasinlar diye cocuklarin disariya cikarilmasina sicak bakmadigini söyledi. Kis kiyafetlerinden bahsettim biraz. Böylece soguk alma konusunun cözülebilecegini söyledim. Ama insanlarin masraf cikar diye isyan edebilecekleri cevabini aldim. Anlamadigim nokta bale kiyafeti, esofman vs alinacak denildiginde itiraz edilmiyor ama cocuklar icin önemi sürekli vurgulanan bahcede oyun icin alinacak kiyafetler konusu tartismaya sebep olabiliyor cok enterasan.

Ayrica bu hafta yine brans ögretmenleriyle konustuk ayri ayri. Müzik, beden egitimi, ingilizce, bilgisayar. Hepsinin söyledigi bu yas grubu icin amac branslari sevdirmek. Bizim de ötesinde bir beklentimiz olmadi zaten.

Bunlar disinda minik konusmalariyla bizi sasirtmaya devam ediyor. Bazen öyle bir kaptiriyor ki hayal dünyasina hepimize bir sürü takma adlar takiyor. Babaannesi balina, ben köpekbaligi, babasi ahpotot, amcasi yunus, kendisi pembis balik oluveriyor. Bazen de ayisini konusturan babasina "babacik bu oyuncak.. konusamaz ki.." diyecek kadar gercekci !

Hatice teyzesine ve anneannesine ayri bir düskün. Sürekli onlari sayikliyor. Zaman zaman bana ve babasina kötü davraniyor, malum bize epey nazi geciyor. Ara sira cikan isyanlar disinda genel olarak iliskilerimiz iyi. Günde birkac kez öpüsüp seni seviyorum diyoruz birbirimize. Iste bu zamanlar tüm zorluklari unutturan zamanlar oluyor.

5 Kasım 2010 Cuma

Günlük


























Ezgi'nin de artik kendi günlügü oldu. Damla ablasininkini görüp pek begenince anneannesi kiyamamis ona da bir tane almis. Ilk sayfasini da beraber doldurdular. Herkesi teker teker ne kadar cok sevdigini yazdirmis. Sonra da zaten kimseye birakmadi günlügü. Cizgiler arasina yazi gibi karalamalar yapiyor, bir yandan da neler yazdigini anlatiyor. Bugün cok uyudum, okula gittim yazdim anne diyor. Epey bir sayfayi da resimlerle doldurdu. Ben yazmayi bilmiyoyumm diye itiraf edip üzüldügü zamanlar ona hemen EZGI yaziyorum. Taklit etmeye calisiyor. E yi güzel yapiyor aslinda, Z yi de 2 gibi diyerek 2 yapiyor ama bikiyor sanirim gerisi gelmiyor :)

Okuldan da bir sürü yeni sey ögreniyor, sonradan farkediyoruz. Gecenlerde Cumhuriyet bayramini kutladilar. Sarkilar ögrenmisler. Bir de Türkiye'nin babasi Atatürk'ü. Annesi Zübeyde hanim, babasi Ali Riza bey, ablasi Makbule diye sayinca cok sasirtti bizi. Okulda mi anlattilar bunlari dedigimizde hayiyy okulda izledik diye cevap verdi.

Evet 4 yas kücügün ögrenme hizini izlerken yasadigimiz saskinliklarla gececek gibi gözüküyor.

19 Ekim 2010 Salı

Kardes geliyor

Bu ara hepimizde tatli bir heyecan var. Yeni bir bebek bekliyoruz. Ezgi'de kardesi olacak diye cok ama cok mutlu. Sanki yillardir abla olmaya hazirlaniyormus gibi. Bazen bir an önce ciksin artik diye sabirsizlaniyor. Daha parmak kadar diyorum. Böyle kücücük mü gelsin ? O zaman yok diyor, biraz büyüsün. Biberon almayi unutmayalim anne, gercek biberon. Ona elbise alacagim. Bebek okuluna götürecegim. Daha ne planlar ne planlar. Ismine önce cilekli cikolata diyordu. En sevdigi seylermis. Sonra mavi cicege karar verdi. Cok da merhametli bebise karsi. Ustüme cikmaya calistigi zamanlar aklina gelirse aman kardesim ezilmesin diyor.

Bu dönem sürekli yorgun hissettigim icin Ezgi ile yeterince ilgilenemedigimi düsünüp dertlendim. Genelde oyun isteklerini uzandigim yerden karsilamaya calisiyorum. Bu da ona yetmiyor dogal olarak. Gecen hafta okulunda sinif ve rehberlik ögretmeniyle yaptigimiz görüsme morelimi düzeltti. Evde ki mutlulugu buraya da yansiyor, genel olarak cok mutlu, pozitif bir cocuk Ezgi dediler. Bunu duymak beni de inanilmaz mutlu etti. Arkadaslariyla iliskilerininde giderek kuvvetlendigini, bir sorun oldugunda ögretmenlerine basvurmak yerine direk arkadaslarina ifade edebildigini anlattilar. Kardesinin olmasi Ezgi'yi olumsuz etkilemeyecektir, ben öyle düsünüyorum dedi rehberlik ögretmeni.

Umarim hersey yolunda gider cünki bende tatli mi tatli bir abla olacakmissin gibi hissediyorum minik kelebegim.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Son mahsüller


























Gecen gün bu dev kabak bizim bahcenin ücra köselerinde bir yerlerde bulundu. Kabakla birlikte son kalan domates ve fasülyeleri de topladik. Böylece sebze bahcemiz sezonu kapatti. Havalar hala sicak ama sanirim Ezgi'nin okulunun baslamasinin etkisiyle yazin bitip sonbaharin geldigini iyice hissetmeye basladik. Sabahlari uyanirken cikardigi ariza durumu haric okula gidis-gelislerde problem yasamiyoruz. Onu da gecen sene oldugu gibi hafta ortasinda bir gün evde dinlenmeye birarak cözmeyi düsünüyorum. Cünki hafta da 5 tam gün agir geliyor kücügüme hakli olarak. Yeni yeni okulda gününün nasil gectigini, hangi yemekleri yedigini, hangilerini sevmedigini, kimlerin yaramazlik yaptigini anlatmaya basladi. Eskiden okulla ilgili pek konusmazdi. Ogretmenlerine sordugumda normal bir durum, bazi cocuklar özel oldugunu düsündükleri icin anlatmazlar demislerdi. Ne olduysa iste bizimkinin dili cözülüverdi. Bence hem alisma hem de büyümeyle ilgili. Paylasimlar giderek artiyor büyüdükce. Haftasonu bittiginde seni isteyken cok özleyecegim dedigimde üsülme isin benim yanimda, uyuyup uyaninca geleceksin nasil olsa diye teselli bile ediyor beni.

Okul mevzusuyla igili son olarak yazmak istedigim onu almaya geldigimde yüzünde gününün son derece eglenceli ve mutlu gectigini anlatan bir ifade olmasi. Bu yüzden cokta üstüne düsmüyorum, takilmiyorum ne yapiyor, ne yiyiyor, iciyor kisimlarina. Ozetle hersey yolunda gidiyor diyor annelik icgüdülerim. Umarim böyle de devam eder.

14 Eylül 2010 Salı

Okullar basladi






















Okullar basladi. Bizim kücük gayet güzel bir ilk gün gecirdi. Ogretmeni de defterine yazmis, cok mutluydu, herkesi cok özlemis diye. Henüz gece yatislarini ayarlayamadik. Bu yüzden sabah uyanirken biraz mizildiyor. Neyse ki sonradan kendine geliyor. Okula gitmezden önce sorardi ben ne zaman okula gidecegim diye. Simdi ise ben ne zaman büyük okula gidecegim diye sormaya basladi. Hedefi büyüttü. Ne diyecegimi sasiriyorum. Hemen büyümenin iyi birsey olmadigindan bahsediyorum. Aslinda kücük olmaninda cok güzel oldugundan. Bizim ne kadar istedigimiz halde asla kücülemeyecegimizden ama onun bir gün kocaman bir kiz olacagindan. Dinler, onaylar gibi gözüküyor ama biliyorum icinde hep bir büyük olma istegi yatar durur. Gecenlerde son derece üzgün bir sesle babasina anlatiyor; Baba ben okuyamiyoyum yazamiyoyum.. Sadece bulut cizebiliyoyumm..

Ahh kücügüm icindeki bu ögrenme istegi daim olsun ama niye simdiden kendini bu kadar yorar, üzersin iste ben de ona üzülüyorum.

1 Ağustos 2010 Pazar

Ezgi tatilde


























Kedinin okulu bir ay tatile girdi. Son gunlerde hafiften bikmaya baslamisti zaten iyi de oldu. 15 gun evde teyzesiyle olacak sonra da bir 15 gun hep birlikte takilacagiz. Haftasonu hizimizi alamayip havuzdan cikmadik. Bizim su perisi havuzda kikir kikir, keyfi pek yerinde. Anlayacaginiz tatil moduna girdi bile. Ne yalan soyliyim servisteki muhabbetimizi her ne kadar bazi zamanlar beni zorlasa da cok ozleyecegim. Gun icinde bir saat fazladan vakit geciriyorduk. Her aksam onu almanin heyecaniyla cikiyordum isten. Simdi eve kadar beklemem gerekecek minik yuzunu opebilmek icin. Gel tatil gel :)

13 Haziran 2010 Pazar

Altinoluk tatili




















Gectigimiz hafta kisa bir mola verip Altinoluk a kactik. Giderken savastan cikmis gibi yorgun ve hastaydik. Donuste hastaliklar tam iyilesmedi ama en azindan havamiz degisti. Bol bol oksijen depoladik onumuzdeki uzun ve yogun Istanbul gunleri icin. Ezgi okula basladigindan beri iki haftada bir hasta. Havalar iyice isininca ve klimalar hizla calistikca durum daha da kotulesti. Burun akintisiyla basliyor sonrasinda bogazi sariyor. Nakarat gibi. Isin tuhafi okuldan tasidigi hastaliklar bize de bulasiyor. Hem hastaligi atlatmak hem de hasta kucukle ilgilenmek zor, zor bir donemmis bu donem. Iste bu halde gittik anneanne-dedemizin yanina. Sagolsunlar hepimize iyi baktilar. Denize bile girdik onlara guvenerek. Bu sefer Ezgi cok istedi girmeyi. Ilk gun elimden tutup beline kadar ilerledi. Sonra dalgalar cesaretini kirdi biraz. Yine de gecen seneye gore cok iyi sayilir. Bu sene ikinci deniz tatilimizde seytanin bacagini kiracagiz diye umut ediyorum.



31 Mayıs 2010 Pazartesi

Telasli günler

Bir hircinlik bir huysuzluktur gidiyor. Düzeni mi bozuldu, hastaliginin son etkileri mi, yoksa dönemi mi geldi anlayamadim. Gel gör ki okulda hersey ne kadar da yolundaymis. Katildigim ilk veli toplantimda ögretmenleri anlattikca sevindim. Meger bizim kücük artik sandigimdan da daha büyük. Herseyi kendi yapar olmus. Oysa evde hala annesinin bebegi gibi dolasir durur. Odevlerimi not ettim kafama, evde de artik kendi yiyecek kendi uyuyacak insallah.

Son zamanlarda o kadar yogunuz ki ama güzel telaseler. Dogumgünlerine katildik. Misafirler agirladik. Babaannemiz, halamiz ve minikleri Kerem ile Yalcin ziyarete geldiler. Bir hareket bereket halindeyiz. Basbasa gecirdigimiz sakin zamanlar azaldi haliyle. Ve bu da yalniz kaldigimizda binbir naz, niyaz seklinde geri dönüyor. Bazen herseye yetismeye calismak beni o kadar bitiriyor ki anlatmak zor. Parmagimi bile kipirdatamiyorum. Yorgunum cok yorgunum diye saclarim diken diken otururken sincap gibi elleriyle yüzümü tutuyor ve gülümsüyor ya tekrar sarj oluyorum. Birsey hem bu kadar zor ama bir o kadar da güzel nasil olabilir ?









































10 Nisan 2010 Cumartesi

Anaokulunda ilk haftamiz



























Anaokulunda ilk haftayi bitirdik. Gercekten zor bir hafta oldu hepimiz icin. Ezgi uzun zamandir hevesle okula gitmeyi bekliyordu. Biraz anlatmistik. Onerdikleri gibi cokca da bahsetmemistik okul lafindan. Ama biliyordu ki ablalar okula gidiyorlardi ve kendisi de buyuyunce abla olunca okula baslayacakti. Ahh buyumeye o kadar merakliyiz ki. Yalniz okula baslayinca bizim yaninda olamayacagimiz kismini hic tahmin edemedi herhalde. Ayrilik sirasinda cok sorun yasadik. Ilk gun pek anlayamadi ne oldugunu. Sonra ki gun kapida burutur gibi oldu. 3. gun aglamaya basladi ve en son gun annee ellerimi tut ve beni birakma diye haykiriyordu. Tahmin edersiniz bu anlar beni bitirdi. Soylediklerine gore iceri girer girmez susuyor ve ortama uyum sagliyormus. Bana hep sorun yok dediler. Nedense bana da onu oyle biraktigim icin cok mutsuzmus gibi geldi tum hafta boyunca. Esasen 3 yillik annelik seruvenim boyunca sana dogru gibi gelmeyen birsey cocugun icin dogru degildir lafina siddetle inandim. Duzen ve aliskanlik verme konusunda genelde esnek oldum. Simdi yasadiklarimiz bununla epey celisiyor. Cevremdeki tecrubeli anneler dogal bir surec diyorlar. Dinledikce hak veriyorum. Hersey Ezgi icin cok yeni. Kendi kucuk dunyasindan oldukca kalabalik, ogretmenlerin, cocuklarin oldugu yeni bir duzene adim atti. Keske bu kadar keskin bir gecis olmasaydi daha mi kolay olurdu acaba ? Belki evet belki hayir. Biraz daha zaman lazim diyorum kendi kendime. Her ikimize de :)

4 Nisan 2010 Pazar

Bicirik





















Ezgi yanaklarimi cekistirirken bicirdiyor;

Aman aman tombis tombis elma gibi yanaklar
zeytinnn gibi gozlerr
cilek gibi dudaklarr
kabak ! gibi burnu
mukemmel bir yemeksin. Ham hum ham hum yiycem seni tatli kiz !

Dunya tersine mi donuyor acaba ? Boyle sevilmeyeli uzun zaman olmustu, sagolsun kucuk kizim beni eski gunlerime geri dondurdu :)

Haftasonu yine yogun gecti. Cuma gunu anaokulunu gezip Ezgi'nin ogretmenleriyle tanistim. Kendimi cucelerin yasadigi evi ziyaret eden bir dev gibi hissettim. Tum ortam kucuklere gore duzenlenmis ve cok sevimliydi. Icimde gayet olumlu duygular var umarim onumuzdeki hafta hersey yolunda gider. Bugun ise biz de yine temizlik vardi. Bu sefer sira depoda idi. Bahce malzemeleri cikarildi, bahar temizligine baslandi. Kucuk yardimci da is basindaydi pek tabii. Bisikletinin ve masasinin tozunu attirdi. Tebesirlerini bulunca da kayigi, boynuzlari ve kuyrugu olan bir anbitot cizdi. Insanlari karsidan karsiya geciriyormus bu mahlukat. Bir gun anlarsam ne oldugunu onu da yazacagim insallah.






16 Mart 2010 Salı

Anaokulu gelismesi

Bir aksilik olmazsa Nisan basinda Ezgi'yi anaokuluna baslatiyoruz. Aslinda hic gündemimizde yoktu. Eylül'de bizim sitede yürüyerek gidebilecegi bir okul var, ona yarim gün göndeririz diye planliyorduk. Ama süpriz bir gelisme oldu ve isyerimde calisan annelerin cocuklarinin faydalanabilecegi bir anaokulu acildi. Biz de düsündük tasindik bu firsati degerlendirelim dedik ve kücügü anaokuluna baslatma kararini aldik. Bunda tuvalet egitiminin tamamlanmasinin payi büyük. Aksi halde okul kabul etmiyor zaten. Ayrica Ezgi'nin sürekli ben büyüdüm, ne zaman okula gidecegim diye sormasi, acaip istekli olmasi bizi olumlu yönde etkiledi. Büyük bir oranda anaokulu icin hazir oldugunu düsünüyorum. Yine de her anne gibi, acaba yabancilik cekecek mi, arkadaslariyla uyum saglayabilecek mi, uyuyabilecek mi, yemegini kendisi yiyebilecek mi gibi endiseler ve kaygilar tasidigimi itiraf etmeliyim. Beni en cok düsündüren anaokulunda kalacagi saatlerin uzunlugu. Sabah birlikte gidip, aksam yine beraber eve dönecegiz. Bakalim ileride ki günler neler gösterecek, kafadaki sorularin cevaplarini yasayarak ögrenecegiz.