Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2011 Perşembe

Su


























Onur suya bayiliyor. Her gun yikaniyor simdiye kadar bir kere bile aglamadi. Uyutmakta zorlandigimda -ki genelde zor uyuyor- muslugu aciyorum hemen daliveriyor. Su bosa gitmesin diye bahceyi sulatiyorum yanimda birisi varsa. Kucuk ablamizinda bebekliginde su ile arasi iyiydi, ne de olsa balik burcu. Su anda da bahce sulamayi, bebek yikamayi, yuzmeyi pek sever. Gecen birkac deniz oyuncagi almistim, havuza sirf bunlarla oynamak icin girdik. Itiraf etmek gerekirse oldukca eglenceliydi, buyuklerde oynayabilir.

Yazin bunalttigi bugunlerde en buyuk eglencemiz su bizi biraz rahatliyor. Gerisi ayni rutin devam ediyoruz.

13 Nisan 2011 Çarşamba

Ekim zamani

Nihayet cilekleri ve havuclari bahceye ektik. Kontroller, yagmur derken ancak firsat bulabildik.Ezgi her zaman ki gibi isin basindaydi, capa, ekim, sulama tum adimlarla birebir ilgilenerek babasinin kizi oldugunubir kez daha gosterdi. Sabir ve titizlik gerektiren ufak tefek islerle bikmadan ugrasabiliyor. Enerjisine hayranim. Bu ara favori oyunlari boncuk dizme, mektup hazirlama, uzun uzun boyamalar,her turlu ayrintinin dusunuldugu sofralar hazirlayip bizi cagirma, degisik metaryallerden bebek ve ev yapimlari. Minik minik cokta ciddiye alarak ilgileniyor tum bu islerle. Hafta da 3 gun okula devam ediyor. Sanirim tam karari 3 gunmus. Cunki okul basladigindan beri bu kadar istekli gormemistim onu. 4 yasla birlikte hayatimizda hersey biraz daha kolaylasti diyebilirim. Uzun sure kendi kendineoynayabiliyor, eskisi kadar ilgi ve bakima muhtac degil cok sukur. Biraksam becerileri daha da ilerleyecek belki mesela tamamen kendi kendine giyinip soyunabiliyor ama nedense acele ettigimden ben giydiriveriyorum kucugu. Bir tek hastaliklar ve yemek zorluyor bizi. Yaklasik 40-45 dakika suruyor yemek yemesi. Pek de yaramiyor sanirim cunki habire boyu uzurken kiloyu sabitledik :)

5 Nisan 2011 Salı

Evde

Dogum iznine ayrilmamla evde ki gunlerimiz baslamis oldu. Kucugum artik babasiyla okula gidip geliyor. Evde kaldigi gunlerde hava gunesli oldukca parka, bahceye, sokaklara attik kendimizi. Suluboya, kumdan pasta, bisiklet, tebesir derken vaktin nasil gectigini anlamadik. Disariyi, mahalle arkadaslarini pek ozlemis. Ama yagmurlar bastirip uzerine hastalikta baslayinca eve kapandik. Boyle gunlerde modum iyi olmuyor ve televizyon, kitap okuma disinda icimden hicbir sey yapmak gelmiyor. Ezgi de bol bol resim yapip bebekleriyle oynuyor. Tabii bir sure sonra hadii anne birlikte oynayalim demeye de basliyor. Allahtan evde teyzesi var da onunla cok guzel oyalaniyor yoksa benim icin dinlenme diye birsey sozkonusu olamayacakti. Sinirli, hircin halleri tamamen gecti, bu donem seker gibi bir cocuk oldu masallah. Diger yandan oksuruk ve hastalik sebebiyle uykusu cok bozuldu. Bakalim kardes gelince huyu suyu uzerinde nasil bir etkisi olacak meraktayim.Herkes yasadiklarindan ornekler veriyor. Genelde ilk etapta olumsuz etkileri oldugundan bahsediyorlar. Sanirim boyutu cocuga ve aileye gore degisiyor. Bizimkinin siddetli olmamasi icin elimizden geleni yapacagiz ama ne kadar basarabilecegiz onu da gorecegiz zamanla.





16 Mart 2011 Çarşamba

Oyun oyun oyun..


























Oynuyoruz oynuyoruz oynuyoruz... Dogumgünü sonrasi ev yine oyuncak cennetine döndü. Haliyle odaya cagirilip yeni oyunlara dahil edilme sayimizda iki kat artti. En son dün aksam eski barbie lerle son gelenler kaydirak yarisi yaptirilirken Umut la ikimiz hakem olarak bayrak (esasen firca) salliyorduk. Son gözde oyunlarimizdan birinde de Ezgi anne, ben anneanne rolundeyiz. Ve teyzesinin aldigi bicirik bebek Suziye yediriyoruz, iciyoruz, zaman zaman kizip zaman zaman öpüyoruz. En cokta arabayla dolasmaya cikariyoruz Suzicigi. Cocuklar icin sürekli oyun oneren pedagoglar bir yetiskinin bu kadar oyun oynamasinin psikolojisi üzerinde etkilerini de düsünüyorlar mi acaba :) Cogu zaman tikanma noktasina gelip kacacak delik ariyorum ama itiraf etmek gerekirse bu dönem gercekten cok güldürüyor kücük kizim beni. Komedi filmi izler gibi seyrediyorum onu. Gecen gün elinde balonun icerisine yerlestirilmis bir tarakla cika geldi. Anne mikroplari olduren kasintiyi geciren tarak istermisin diye sordu. Sanki karsimda zihni sinir konusuyor zannettim. Projesini uzun uzun anlatti böyle böyle kasiyacaksin diye. Yine baska bir gün araba da giderken kendi kendine konusuyor. Ne kadar ayip. Boyle kovalanmaz ki. Kim Ezgicim ? Sarkida ki abla. Git diyor. Insanlar birbirinden ayrilmak istemezler ki ! Iste böyle bicir bicir bir konusma hali. Parlak bir fikir sonrasi Anneeee ben herseyi biliyorum. Aklima geliveriyor. Bilgisayara da bakmadim, kipata da. Kendim buldum diyip gülümseyince benim psikoloji de birden düzeliveriyor.

Kitaplara bir süredir ara verdik. Eskileri tekrar tekrar okuyoruz ama ayni seyleri okumak ilgiyi azaltiyor. Bu yüzden iki yeni kitap ismarladim, Doga yabani cicekler ve Turkiye'nin kuslari. Biraz bahara hazirlik aslinda. Doga uyanirken Ezgi bol bol disarida oynasin, temiz hava alsin, kus-böcek-cicek gözlemlesin istiyorum. Haliyle bu ne cicegi, bu ne böcügü, kusu sorularina da yanit vermek gerekiyor.

Ev ici faaliyetler icinde okuldan ödev kitabini alacagim. Bizimkilere yeni yeni haftasonu 1 sayfalik ödeve basladilar. Aman ne sevindi ne sevindi. Temel olarak büyüklük, sekiller, nokta birlesme, bulmacalari iceriyor. Internette de bol bol örnekleri var. Hasta oldugu zamanlar indirip getiriyordum, epey oyalaniyordu. Iste cani istedikce bunlari verecegim cözsün diye. Okulda ki ögretmenleriyle de ara verme olayini görüstük. Uzulduler. Yakin temasta olalim yil sonu gösterisi icin provalara getirin dediler, anlastik. Donem sonu degerlendirmesi de geldi. Hersey yolunda. Okulu sevdigini ve onu ne kadar oyaladigini, gelistirdigi görüyorum ama bu yaz uzun bir dönem birlikte olacagimiz icinde sevincliyim. Belki de iki minigimle birebir evde zaman gecirecegim en uzun zaman olacak, bu yüzden benim icin yakinda kiymetli günler basliyor.

9 Ocak 2011 Pazar

Hosgeldin yeni yil













































2011 i uyuyarak karsiladik. Umarim tum sene uykumuz bol hastaliklarimiz az olur. Ertesi gun kuzenler Kerem ve Yalcin ziyaretimize geldi. Biraz gulerek biraz aglayarak bol bol oynadilar. Hatta sonunda oyun kadar tatli geldi ki Ezgi Kerem i hic birakmak istemedi, halasini nutfen biraz daha kalabir mi diye ikna etmeye calisiyordu giderlerken. Yalcin dan ise hala korkuyor. Kucuk oldugu icin bilemiyor diye anlatiyorum ama cok yaramaz anne diyor bilmis bilmis. Henuz ablalik konusunda basarili degil. Bir nevi kardes provasi oluyor aslinda iyi oluyor bizimkine.

Ve yeniyilin ilk suprizi Ozlem teyzesi ve Tolga amcasindan geldi. Mektubu ve icinde ki yilbasi kartini alan Ezgi nin yuzunde guller acti. Butun gun gelen zarfi susledi. Size gelmedi, bana gelmis diyerek bizlere de hava atti :) Tesekkur ederiz Ozlem teyze ve Tolga amcasi.


Son olarak hep yaziyim dedigim ama bir turlu firsat bulamadigim 2010 dan aklimda kalan inciler;

Babasindan bir is icin yardim istedikten sonra tamam ben hallettim diye problem kalmadigini aktarmasi

Anneannesi gel biz ikimiz uyuyalim anne de cay yapsin dediginde senin cayin cok güzel oluyor anneanne sen cay yap ben de annemle yatiyim diye akil vermesi

Hatali bir davranis sonrasi önce üsgünüm diyip sonra sende bana bagirdigin icin üsgünsün de mi diye üste cikmasi

Hergün omlet yaparsak (gofret gibi söylüyor bu arada) hic yumurtamiz kalmaz ki diye mantik yürütmeleri

Yeniyil hediyesi olarak aldigimiz kedili terlikleri görünce bende noel babadan hep bunu dilemistim demesi !

Damla ablasina aldigi hediyeleri gösterirken ise bu kirilgan degil ama bu kirilgan diyerek herkesi dikkatli olmaya davet etmesi

Babasinin isyerini ziyaret ettikten sonra anne babamin isi o kadar yuksek ki kurtlar bile oraya cikamaz diye anlatmasi

Bir an once buyuyim de kuculen kiyafetlerim kardesime kalsin diye paylasimci yaklasimi

27 Aralık 2010 Pazartesi

Once saglik

Minik hasta oldu. Okul basladigindan beri burun akintisi gibi ufak tefek badireler atlatmisti ama bu sefer epey siddetli. Ates ve öksürük vurdukca kücügün o caresiz hali anne-baba olarak icimizi acitiyor. Sonra bir bakiyorsun biraz önce bayilacak gibi olan cocuk birden kendine gelmis, bicirdamaya, oyuna baslamis. Iste birkac gündür ruh halimiz böyle gidip geliyor. Ezgi hastalandikca üzülüp iyilestikce seviniyoruz. Ilaclarla toparlanmasini umut ediyoruz.

Hastaliga ragmen faaliyetlere de devam. Hatta daha da mi faaliz acaba. Bos durunca öksürük artiyor cünki. Oynarken, cizgi film izlerken veya uykuya daldigindaysa kesiliyor. Tahminim birseye odaklaninca nefesi düzene giriyor, bogazi gidiklanmiyor. Iste bizde bol bol daire, ücgen, kare yaptik haftasonu. Cünki Ezgi'nin son zamanlarda agzinda, cizimlerinde bunlar. Sanirim okulda da konular bunlar(di). Ben de uzun zaman önce aldigim sekilli baski setini cikardim. Evler, bebekler, kardan adamlar yaptik. Kollari, bacaklari, gözleri derken epey oyalandik.

Hafta zor basladi ama umarim yeni yila girerken kücügümü iyilestirmeyi basaracagiz. Bu sene babaannesi, amcasi, halasi, enistesi, kuzenleri Kerem ile Yalcin'la ve kendini iyice hissetirmeye baslayan yumurcagimizla 2011'i hep birlikte karsilayacagiz. Dilegim önümüzdeki günler önce cocuklarimiza sonra bizlere ve büyüklerimize saglik sihhat getirsin.

17 Aralık 2010 Cuma

Hava durumu


























Her aksam bir veya birden fazla yumusak oyuncagina sarilarak uyuyor. Yatakta ücümüz arti oyuncaklar tikis tikis yatiyoruz. Yine de uykusuz gecen 2 yilimi düsününce buna da cok sükür diyorum. Sadece su ve cis icin kalkiyor uzun bir süredir. 3-4 ay sonra yine eski günlere dönüp bugünlerimi arayacagim pek muhtemel. Simdilik bunlari düsünmemeye calisiyorum. Zaten yumurcak tekmeleri attikca aklima hep güzel anilar geliyor.

Bu hafta okuldan Ezgi'nin ilk 3 aylik gelisim cizelgesi elimize ulasti. Yemek yeme ve top sektirmeyle ilgili iki konuda gelisiyor notu almis, kalanlarin hepsi pekiyi :) Bizimki bazi rakamlari ve harfleri yazmaya baslamisti, bunlari okulda mi ögretiyorsunuz diye sordum. Henüz bu tip bir calisma yapmiyorlarmis ilgisi oldugu icin ögrenmis olabilir dediler. Bende simdiden yüklenmeye baslamislar cocuklara diye icimden gecirmistim acikcasi aldigim cevaptan memnun oldum. Bir de disarida oynama konusu cok kafama takiliyor. Istiyorum ki her gün yarim saat bir saat disariya ciksinlar. Ama müdüre ile konustugumda bahcenin elverisli olmadigini, kis bahcesine izin vermediklerini, üstüne üstlük bir cok annenin soguk almasinlar diye cocuklarin disariya cikarilmasina sicak bakmadigini söyledi. Kis kiyafetlerinden bahsettim biraz. Böylece soguk alma konusunun cözülebilecegini söyledim. Ama insanlarin masraf cikar diye isyan edebilecekleri cevabini aldim. Anlamadigim nokta bale kiyafeti, esofman vs alinacak denildiginde itiraz edilmiyor ama cocuklar icin önemi sürekli vurgulanan bahcede oyun icin alinacak kiyafetler konusu tartismaya sebep olabiliyor cok enterasan.

Ayrica bu hafta yine brans ögretmenleriyle konustuk ayri ayri. Müzik, beden egitimi, ingilizce, bilgisayar. Hepsinin söyledigi bu yas grubu icin amac branslari sevdirmek. Bizim de ötesinde bir beklentimiz olmadi zaten.

Bunlar disinda minik konusmalariyla bizi sasirtmaya devam ediyor. Bazen öyle bir kaptiriyor ki hayal dünyasina hepimize bir sürü takma adlar takiyor. Babaannesi balina, ben köpekbaligi, babasi ahpotot, amcasi yunus, kendisi pembis balik oluveriyor. Bazen de ayisini konusturan babasina "babacik bu oyuncak.. konusamaz ki.." diyecek kadar gercekci !

Hatice teyzesine ve anneannesine ayri bir düskün. Sürekli onlari sayikliyor. Zaman zaman bana ve babasina kötü davraniyor, malum bize epey nazi geciyor. Ara sira cikan isyanlar disinda genel olarak iliskilerimiz iyi. Günde birkac kez öpüsüp seni seviyorum diyoruz birbirimize. Iste bu zamanlar tüm zorluklari unutturan zamanlar oluyor.

18 Temmuz 2010 Pazar

Sokakta
























Sonunda bisiklete binmeyi ogrendi bizimki. Isin sirri yokus asagi salinmaktaymis. Ezgiyi bisikletiyle hafif egimli bir yere birakinca pedallarin nasil cevrilmesi gerektigini kavrayiverdi. Ne inatlasma ne bagris cigris, hersey kendiliginden gelismis oldu.




















Sokak resimleri son hiziyla devam ediyor. Sadece Ezgi degil diger cocuklarda caddemizi pek guzel ciziyorlar. Biz buyuklere de ortaya cikan bu sanat eserlerini alkislamak dusuyor.

Son eglencemiz ise gece cadir ve fenerle yapilan oyunlar. Bazen icinde hic ses cikarmadan oturup duruyorlar bazen de bocek kovaliyorlar ama yatasiya kadar iceri girmek bilmiyorlar.

16 Temmuz 2010 Cuma

Aksam olunca




















Günler uzadigindan beri Ezgi ile isten/okuldan eve döndügümüzde bir grup komsu cocugunu bizi karsilar buluyoruz. Sicak etkisini kaybetmis günes tatli tatli kaybolmaya yüz tutmus yani hava kosturup oynamak icin tam tadina gelmisken benim bile canim eve girmek istemiyor ki Ezgi'yi tutabilene askolsun. Rüzgar yoksa hemen havuza daliyoruz. Bizimki son birkac gündür kollukla yüzmeyi epey ilerletti. Ayaklarini cirpa cirpa cocuk havuzunda ilerliyor. Yüzmenin ne kadar keyifli birsey oldugunu kesfedince 5 dakka daha 5 dakka daha derken morarana kadar havuzdan cikmak bilmiyor. O gün gündemde havuz sefasi yoksa ya topluca resim yapiliyor ya da bisiklet biniliyor. Kücükhanim bisikletinin pedallarini henüz ceviremiyor. Oylece üstünde oturuyor. Birkac kez ögretmeye calistik, fircayi yedik. Illa kendisi ögrenecek, kendisi yapacak. Bakalim bekliyoruz belki diger cocuklardan kapar birseyler. Bir de bu ara birbirlerine mektup yazma, hediye hazirlama fasli basladi. Genelde herkes tatilde bir Ezgi okulda oldugu icin hediyeler gün icinde bizimkine hazirlaniyor. Iste son hediyemiz beyaz bebek. Ne kadar da sekermis Ezgi'yi muck muck öpermis :)

28 Mart 2010 Pazar

Acik havada oyun







































































Bu ara hava cok guzel olmasina ragmen Ezgi'yi disari cikmaya zar zor ikna ediyorum. Odasinda bebekleriyle oynamak nasil tatli geliyorsa bir turlu birakamiyor. Tabii ciktiktan sonra da iceri girmek istemiyor o ayri. Haftasonu yine inanilmaz hareketli gecti. Parkta pastalar, bahce isleri, scooter gezileri, alisveris derken gunesten mumkun oldugunca faydalandik ama epeyce de yorulduk. Biz disaridayken Umut da Ezgi'nin odasina el atti ve oyuncaklarin buyuk bir kismini dolaba kaldirip gerisini de muhtesem bir sekilde duzenledi. Oda su an ki haliyle favori tum oyuncaklarin kolayca bulunabilecegi daha az karmasik bir hale geldi. Babamiz bu islerde cok yetenekli birisi oldugu icin sansliyiz gercekten :)

Biz de kucugumle uzun ve evde gecirilen kisi geride birakirken bahari disarida karsilastik. Sicaklar bastirana kadar da bol bol acik havadan faydalanmak niyetindeyiz. Hosgeldin bahar.

11 Mart 2010 Perşembe

Yeni oyuncaklarimiz

Dogumgünü sonrasi evimiz oyuncak cennetine döndü. Haliyle Ezgi'de bir birine bir digerine kosturup duruyor. Hediye olarak biz Pamuk Prenses kuklasi, Elif teyzesi Pamuk Prenses yapbozu alinca üstüne bir de Pamuk Prenses filmi seyredip, Prenses baliklarimiza yem verdikce bu yili Prenses yili ilan etmek farz oldu. Simdi seriyi tamamlamak icin ilk hedefimiz Pamuk Prenses tiyatrosuna gitmek :) Bunun disinda ailemize bir oglan oyuncak bebek (ki bu bizim icin bir ilk), bir mücevher kutusu ve bir de doktor-hasta oyunu katildi. Yani sizin anlayacaginiz bugünlerde oynamaktan ve oyuncaktan basimizi kaldiramiyoruz.
















8 Şubat 2010 Pazartesi

Pamuk seker ve Yoga

-Anne baloncu dede bunu bunu almiyo mu ?

-Hayir sadece tombul gri bulutlarla, beyaz olanlari aliyormus.

-Neden ?

-Beyaz olanlara cubuk gecirip yaramazlara pamuk helva yapiyormusta onun icin.

Baloncu dede ve üc kücük yaramaz i okurken karsilastik pamuk sekerle. Benim cocuklugumun vazgecilmezlerindendi oysa. Her gün parka gider ve ablamla aslanagzi toplayip pamuk sekerlerimizi yerdik. Ezgi de kitabi okuduktan sonra cok sevdigi üc kücük yaramaza hayalinde hazirlamaya basladi sekerleri. Bulutlari topluyor, üzerine seker serpistiriyor, bazen pembe, bazen mor yapip ikram ediyordu kuzu, oglak ve köpegine. Sansim yaver gitti, bir yerde tekrar karsilasinca pamuk sekerle alip eve getirdim. Böylece kücügüm ilk defa pamuk seker görüp tadini da ögrenmis oldu.











































Ezgi genel olarak Fabl diye gecen tür kitaplardan cok hoslaniyor. Bir de hikayenin icin de kücük bir hayvan varsa kendini hemen onunla özdeslestiriyor. Bu yüzden ögretici kitaplar yerine genellikle bu tür hikaye kitaplari almayi tercih ediyorum. Bir istisna olarak bu ara Cocuklarla yoga hareketleri isimli bir kitaba bakiyoruz. Temel yoga hareketlerini cocuklarin ilgisini cekecek bir hale getirmisler. Cok eglenceli olmus. Aslan oluyoruz, agac oluyoruz, yumurta oluyoruz ki benim en sevdigim bu hareket. Ezgi'yi isirasim geliyor yumurtayken. Acikcasi bana da cok iyi geldi cünki onunla birlikte hareket ederken esnekligimi ne kadar da kaybetmis oldugumu farkediyorum.

31 Ocak 2010 Pazar

Pamuk ile Mercan

Onlar annesi ve bebegi.
Isimleri Pamuk ile Mercan.
Ezgi nin baliklari, dostlari.
Insanlari, ozellikle kucuk insanlari cok seviyorlar.
Ve sadece onlarla konusabiliyorlar. Neden mi ? Ezgi soyle acikliyor bu durumu: sizden korkuyo olabiliiler !











27 Ocak 2010 Çarşamba

Kece sayilar





















Bu ara bizim kücüge sayilari ve ne anlama geldiklerini ögretmeye heveslendik. Hatice teyzesi 1 den 10 a kadar saymaya calistiriyor. Genelde merdivenlerden inerken ve cikarken. Bakiyorum hic istekli degil ezberlemeye kücükhanim, ilgisini cekmiyor. Ben de günlük hayatta ondan birseyler isterken kullaniyorum, 1 mandal verirmisin, 2 tane yastik getirirmisin gibi. O zaman düsünüyor, 1 mi, 2 mi hangisi hangisi. 3 e kadar sorun yok ama ücten sonrasini sasiriyor, genelde bilemiyor. Marketcilik oynuyoruz. Dügme paralarla geliyor bizimki alisverise, 1 muz 2 para. 1 pasta 4 para. Bazen dogru veriyor, bazen yanlis ama egleniyor orasi kesin.

Son olarakta keceden sayilar yaptik. Kopurcuk'te görmüstüm, bir de Etsy 'de. Cok hosuma gitmisti. Yapmayi düsünenler icin bir uyari epey zahmetli. Ozellikle benim gibi dikis bilmeyenler icin. Ama terapi gibi geldi bana kesmek dikmek o zaman. Ezgi ilk gördügünde her zaman ki gibi hic orali olmadi. Ta ki gecen de kutudan bir tanesi cikmayana kadar. Hangisi kaybolmus diye sordum. Söyle bir bakip 4 diyince cok sevindim. Gercekten faydasi olmus biz farketmesekte.

26 Ocak 2010 Salı

Yuvasinda




















Bir süredir Kirmizi Elma'yi okuyoruz. Tam da bugünlere uygun soguk karli bir kis günü yiyecek aramaya cikan sevimli tavsanla ve onun yardimsever arkadaslarinin hikayesi. Ezgi genel olarak kitabi cok sevdi, büyük bir bölümünü ezberledi. Ben daha okumadan devamini anlatiyor bicir bicir. Ne bir ot ne bir cöp tavsan hicbirsey bulamamis anne diyor. Ne zaman büyüdün sen bu kadar su konusmalara bak diye düsünüyorum onu dinlerken. Ve bu kitapta ki bir detay Ezgi'yi acaip etkiledi. Diger kitaplarinda da vardi ama böyle bir sonuc dogurmamisti, son damla olayi sanirim. YUVA diyor baska birsey demiyor bizimki. Sürekli olarak kendine yastiklardan, örtülerden yuva yapip icinde oturuyor. Anne ben vuvadayim, ates yaktim, isittim, sen de gel diyor. Kus oluyor, tavsan oluyor. Cesit cesit oyun türetti. Aslinda bizim icin de iyi oldu ortalikta kosturup terlemesindense oturuyor iste yuvasinda sicak sicak diyorum kendi kendime.

28 Aralık 2009 Pazartesi

Minik bir terrarium

Ezgi ile haftalik gölet yürüyüsümüz sirasinda kavanozumuza biraz tas topladik. Uzerine de bir parca toprak, biraz yesillik, biraz da yaprak ekledik. Böylece ilk ve en basitinden mini mini teraryumumuzu olusturduk. Sonuc pek muhtesem olmasa da yapilisi oldukca eglenceliydi. Bizimkinin hevesini görünce en kisa zamanda kavanozu biraz daha büyütüp daha gelismisini yapmaya niyetledim. Hayirlisiyla 2010'da :)

Esin kaynaklarim Bembi ve Heywoodsmeadow


15 Aralık 2009 Salı

Bu hafta

Disarida yagmur yagar, anne cay yudumlar, kücükhanim pencereye yapisir. Mini mini bir kus esliginde akrobatik hareketler sergilenirken annenin cayi bogazda birakilir.















































Bol bol yapboz yapilir. Once havaya uygun olarak yagmurlu gün ile ugrasilir. Bir yandan minige yardim ederken bir yandan bu 3 boyutlu olanlar da epey zormus diye düsünülür.






















Sonra prenses perilere el atilir. Ezgi parmagiyla kediyi gösterip bu niye böyle diye sorunca aldigi kedi peri cevabini begenmez, kediden peri olmas der annesine bilmis bilmis. Bir de izleyenler bilir Tinkerbell den birer karakter tanimlar bizlere. Ben anne peri, Ezgi yeni kiz, babasi da peynir olur perili evimizde.





















Gizli hazineler ortaya cikarilir. Sonra saklanir. Acilir kapanir. Kapanir acilir. Bunalip kacacak delik aransa da gülen suratini görünce dayanamaz oyuna devam edilir.


14 Aralık 2009 Pazartesi

Kuslara mama

Yagmurlu ve soguk bir günde kücügünüz disari cikmak istiyorsa ne yaparsiniz ? Ustelik sizin de caniniz söyle bir temiz hava almayi cok cekiyor. Haftasonu bizimki bana boncuk boncuk bakip "hadi anne" diyince hevesini kiramadim, iyice giyinip soguga ragmen kendimizi disari attik. Yanimiza da kuslari besleyip fazla oyalanmadan döneriz diye bayat ekmek torbamizi aldik. Ekmekleri kuslarin görebilecegi acik bir alana güzelce dagittik. Bir yandan dagitiyoruz bir yandan da Ezgi "hadi gelin alin mamalarinisi","aciktiniz di mi, mamanis hasir" diye konusuyor. Kuslarin biz orada oldugumuz sürece asla gelmeyeceklerini, saklanip izlememiz gerektigini anlattim ona. Sürekli neden diye sorarak gitmek istemedi. En sonunda korkuyorlar diyince ikna oldu ve saklandik. Gercekten de biz cekilir cekilmez hepsi üsüstü ekmeklerin basina. Cok da iyi ettiler. Hem karinlarini doyurdular hem de bizim yüzümüzü güldürdüler.







7 Aralık 2009 Pazartesi

Keyfimiz yok

Bugünlerde pek keyfimiz yok. Minigin atesi kisa sürede düsse de hastaligin etkileri halen devam ediyor. Istahsizlik, yorgunluk, sebepsiz aglamalar, sürekli kucakta dolasmalarla gecen bir hafta. Yemek zamanlari meydan muharabeleri seklinde geciyor. Kücük cicegimiz iyice sarardi, soldu ama toparlamaya basladi. Zaten iyi hissettigini hemen civildamaya baslamasindan anliyoruz. Bakiyoruz ki yine kosusturmaya basladi, tamam diyoruz bizimki iyilesiyor. Iste o anlardan bazilari;

Süpürge tutuyor. Hamarat kizimiz temizlik islerini asla ihmal etmiyor.























Bambi yapbozuyla ugrasiyor. Annesi ve bambiyi parcalari birlestirerek kavusturuyor.


























Onu biraz neselendirsin diye örgü kustan bir bozuk para cantasi almistim. Cok sevdi. Icine dügmeleri doldurup dolastiriyor.


























Ziyaretimize gelen Damla ablasindan bale ögreniyor. Damla ablasi onun idolü. O ne yaparsa bizimki de aynisini yapmak istiyor.

19 Kasım 2009 Perşembe

Evcilik oynuyoruz




















Ne zamandir evcilik takimi bakiyorum. Hatice teyzesi "cok seviyor, komsu evlerde sürekli fincan takimlariyla oynuyor" dediginde gözlerim parladi. Plastik olanlardan alasim hic gelmedi. Niye bu kadar heveslendim sebebini ben de tam cikaramadim. Biraz eski günlere özlem biraz da kizimla birlikte evcilik oynama istegi karisik sanirim. Nihayet istedigime yakin bir takimi Babyneeds de bulabildim. Simdi kücükhanimla karsilikli cay iciyoruz. "Biraz daha cay alabilirmiyim lütfen" diyorum, hoop cay ekleniyor fincanima. Birkac yudumdan sonra nedense geri topluyor hepsini. Tekrar dagitiyor. Kasigini al diyor. Seker diyor. Süt diyor. Cantasina koyup cikardikca kirilacak diye ödüm kopuyor. O da hisseti sanirim gözüm oldugunu oyuncaginda, birkac defa sordu "Anne benim mi ?" diye.

Bu amigurumi cay seti de cok begendigim ama iki tane birden olmasin diye kendimi durdugum, icimde kalan bir takim oldu. Kimbilir belki o da bizim olur bir gün degil mi ? :)