Ezgi anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ezgi anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2013 Cuma

Yasasin bahar

Bahari özledik. Havanin bir iyi bir kötü olmasi yüzünden günesi görür görmez kendimizi disarilara atiyoruz. Ozellikle de bizim en minik hic iceri girmek istemiyor. Kediler, köpekler derken tüm
günü disarida bakinarak gecirir ama eve girerken yine de aglayabilir. Oyle gezenti ! Ezgi'yi oyalamaksa bu kadar kolay olmuyor. Mutlaka bir arkadasi olacak. Ya da bir faaliyet... Gectigimiz aylar onu dogumgünlerine, tatile, kuzenlere gibi hep biryerlere götürmekle gecti. Kötü mü oldu ? Aslinda cokta güzel gecti. Ama bu sosyallesme isi bir de kücük kardes oldugu icin bizi biraz zorluyor.

Okulda hersey yolunda. Ara tatilleri de bitti ve son döneme girdik. Kitap okumayi aksatmamasina ve ödev sorumlulugunu almasina özen gösteriyorum. Beni de cok üzmüyor acikcasi. Elinden gelenin en iyisi yapmaya calisiyor kücügüm.Her gün sohbet ediyoruz. Kendine göre bir sosyal cevresi oldu. Kankalar, yaramazlar, kavgalar, paylasimlar artti. Genelde ilk olarak sikayetler aktariliyor. Sonrasinda yenilikler. Mutlu gözüküyor, onu böyle gördükce bizde mutlu oluyoruz.
 
Onur renkleri ögrenmeye basladi. Ilk mavi dedi. Simdi de siyah. Siyah diye diye kedi pesinde kosuyor. Agzindan emzigi cikarabilse daha da konusacak ama :) bu ara disler fena kasiniyor. Gecen gün kaydiraga yalniz binmeyi ögrendi. Sirada bisiklet var. Miniklerle her gün yeni birseyler ögrenmeye kesfetmeye devam.
 

27 Mart 2012 Salı

İlkbahar

Bahar kapiyi caldi. Havalar isinmaya baslayinca bizde kendimizi disari attik. Minik yavru toprakla tanisti, ufaktan ufaktan tadina bakti. Ezgi bol bol takla atti, yerlerde yuvarlandi. Parki düzenli ziyaretlerimiz basladi. Muhtemelen önümüzdeki aylar buradan cikmayacagiz. Bu kadar kar, kistan sonra ne kadar da iyi geldi.

19 Mart 2012 Pazartesi

5. yas dogumgünü



















Birkac ay öncesinden benim dogumgünüm ne zaman ? yaklasti mi ? baharda mi ? gibi pespese sorular siralandi.

Ay ve gün hesabi yapildi.

Listeler hazirlandi.

Cilek kizli pasta, balonlar, sapka, pecete gibi parti malzemeleriyle birlikte kim ne yiyecek, kimler cagrilacak bildirildi.

Hicbirseyi unutmamam icin tembihler edildi.

Nihayet istedigi gibi eglenceli, oyunlu, kosturmacali bir dogumgünü geldi gecti.

Mutlu yillar birtanem. Nice nice seneler, aydinlik ve güzel günler seninle olsun.

28 Şubat 2012 Salı

Sorular





















Ezgi bir süredir ölüm ve sonrasini sorguluyor. Once ne cevap verecegimi bilemedim, duymamazliktan geldim. Ama sorular artmaya devam edince elimden geldigince anlatmaya calistim. Ve sonunda melek olacagindan bahsettim. Aman bir rahatladi bir rahatladi.
Megerse korkuyormus. Ninem dis perisi oldu kitabini okudugumuzda aa cok güsel, bende dis melegi olacagim, hediye paketleri hazirlayip dagitacagim diyiverdi. Kücükhanimin dünyasi birden eski moduna döndü böylece, paketler hazirlasin, dogumgünlerine katilsin, elbise giysin, tac taksin..

Son olarak kuzen ve arkadaslariyla kendini prenses olarak cizmis. Damla yagmur anlamina geliyor bu yüzden onu mavi cizdim. Ezgi'de müzik, pembeyim. Ece ne demek anne ? Kralice mi ?? Vay canina.. Iste bu konusmalardan anlasildigi gibi prenses dönemi devam ediyor, bakalim ne kadar sürecek.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Acik hava

Her gün dünya atlasina bakip Güney Afrika'da maymun beslemek , Cin'de pandalari görmek, Sydney'de Nemo'yu bulmak isteyen bir kizimiz var. Bir de altinin degismesini, yemeklerinin yedirilmesini ve kucakta gezdirilmeyi bekleyen bir bebegimiz. Evdeki ritm yüksek. Cocuklar hareket etme, anne-baba isleri yetistirme telasinda. Ara sira disarida yürüyüs kacamaklari yapiyoruz. Herkese iyi geliyor.

Onur bebisin yeni disler patladi patlayacak. Cani cok tatli degil. Dismis, düsmüs pek aglamasi yok. Ilgilendigin sürece son derece huzurlu, uslu. Temasi cok seviyor, uyurken bile elimi birakmak istemiyor. Bir de güzel elleri var tombis tombis anlatilmaz yasanir.

Ezgi kardesiyle son derece ilgili. Ama istedigi cevaplari alamazsa moreli bozuluyor. Siz güldürüyorsunuz ben niye yapamiyorum diye üzülüyor. Anlatmaya calisiyoruz. Oyun icin biraz daha vakit var. Yine de iyi sayilir, kisa da olsa birlikte oyalanabiliyorlar.

Zaman hizli geciyor. O günlerde yakindir diye düsünüyorum.

1 Şubat 2012 Çarşamba

18 Ocak 2012 Çarşamba

Kar geldi

:: Disarida :: Ezgi :: Bol bol kartopu oynadi, donmus havuza parmak daldirdi, buz üstünde yürüme ve yuvarlanma denedi, kis gelmis yorumu yapip ne zaman yaz gelecek, ben yazi daha cok seviyorum diye belirtti. Sebep olarak hayvanlarin üsüyüp yemek bulamamasini gösterdi :)

























































































:: Iceride :: Onur ::
Kar yagisi ve alevler pür dikkat seyredildi, oyuncak paylasimi sebebiyle ablayla sicak saatler yasandi.

14 Ocak 2012 Cumartesi

31 Aralık 2011 Cumartesi

26 Aralık 2011 Pazartesi

2011 biterken



























Yeni yil yeni yil hosgeldin bizee sarkisini söyleyip/dinliyoruz.

Kücük abla ilk defa kendi basina süsledigi yilbasi agacinin isiklarini sürekli acip kapatirken, bebis de ilk defa gördügü agaci inceleyip isirmaya calisiyor.

Hediye paketleri hazirliyoruz. Paketleri disaridan almaya gerek yok, ben cizerim diyor kücügüm boncuk gözleriyle gülümseyerek.

Cupcake yapiyoruz.

Havalara atip tutmaca oynuyoruz.

Bebisin yeni cikan üst disini kutluyoruz.

Saglikla dolu bir 2012 gecirmeyi diliyoruz.


12 Aralık 2011 Pazartesi

Bu hafta


























Gecen hafta bu sefer Ezgi hasta idi. Pek uzun uzun da yazmak istemiyorum, hatirlamak istedigim güzel anilar esasen. Yorucu ve yipratici bir hafta daha kisaca. En kötü günlerimiz böyle olsun diyorum ve geciyorum. Gelelim güzelliklere. Onur bebisimiz hizla büyüyor. Artik desteksiz uzun süre oturmaya basladi. Ama biraz tembel. Oyle emeklesin, ters dönsün filan ugrasmiyor. Oturup ablasini izlemek en büyük eglencesi. Bir de bidi bidi konusmaya calisiyor. Anlatiyor da anlatiyor kendince. Cevresinde insanlar oldugu sürece pek uslu. Ama yalniz kalinca basiyor cigligi. Her yere onu da götüreceksin. Sling edindim. Kullanamadik maalesef, durmak istemiyor. Bu ay kahvaltiya da baslayinca bebek bisküvisi arayisina girdim. Pinar hanim'dan aldim önce. Bitti bitmedi, geldi gelmedi biraz sorun oldu. Hipp'inkileri begenmedim, icime sinmedi. Sonunda kollari sivayip kendim yaptim. Malzemeler katkisiz, en güzelinden. Bence cok süper oldu. Tarif buradan. Biraz degistirdim. Tam bugday unu, yumurta sarisi, pekmez tamam. Tereyaginin yaninda zeytinyagida koydum, vanilya tozu kullanmadim. Birde 3-4 yemek kasigi yogurt ilave ettim. Simdi rahat rahat yediriyorum bebise.

Ezgi minigim ise su an iyilesme sürecinde. Evde güzel yiyiyor, okulda ise pek istahli degil. Her zamanki gibi sarardi soldu hemen. Ayrica son derece huysuz, herseyden kavga cikariyor. Okulda ise ögretmeni aglayarak konusmaya basladi ne oldu Ezgi'ye dedi ? Ahh bilse evde bu aglamayla ilgili ne kadar dertliyiz. Bu arada resimlerden sonra yazilar yazmaya basladi. Kimilerini okuyabiliyoruz kimilerini anlamiyoruz. Siz okumayi bilmiyormusunuz diye firca yiyoruz o zaman :)

28 Kasım 2011 Pazartesi

Kutup bebisi ve merakli minik























Bebisimiz bu sefer daha kisa sürede iyilesti. Yine de koruyucu tedavilere devam ediyoruz. Cok sükür daha az zahmetli, daha az yipratici. Alerji, astim, bronsiyolite iyi gelebilecek her türlü gidayi yiyeceklerine katiyorum. Ebegümeci, isirgan, keciboynuzu tozu, yer elmasi, tatli patates, balkabagi, pekmez derken kahvaltiya da baslamamizla yiyemedigi pek birsey kalmadi minigin. Ozellikle sabahlari sofraya oturup ekmek yemege bayiliyor. Kendi ekmegimizde oldugu icin gonul rahatligiyla veriyoruz ufak ufak. Kus besler gibi besliyoruz. Gonul istiyor ki her gün, günesli havalarda gezdirelim, bol bol temiz hava alsin. Ama maalesef gücümüz yetmiyor. Genelde evdeyiz. Bahceye, disari ciktigimiz ender zamanlarda Ezgi'nin deyimiyle kutup bebisi gibi de giydiriyoruz korkudan. Ikinci bebek olmasina ragmen anne-baba olarak endiseler devam. Aman hasta olmasin, aman üsütmesin.

Ezgi de tam bir merakli minik oldu. Agaclari merak ediyorum anne diyor bana. Bu ne agaci, nasil büyür, yapraklari ne zaman cikacak ? Bilmiyorum dedigimde kipat alirmisin diyor. Aliyoruz. Agaclar ve Agaclar ülkesine yolculuk okuyoruz. Sonra dinazorlari anlat bana diyor. Neden yoklar ? Meteor düsmesini anlatiyorum. Tekrar tekrar anlattiriyor. Hayal kuruyor. Ama sorular bitmiyor. Hangisi hangisidir diye soruyor. Anne bilemiyor. Kipat arastiriyoruz. Maket ismarliyorum. Dinazor parki varmis kesfediyorum. Kisaca sayesinde arastirir ögrenir olduk herbirseyi.

24 Kasım 2011 Perşembe

Bayiliyorum


























Hava durumu cok önemlidir. Rüzgarli mi, günesli mi, semsiye mi alicaz, kislik mi giyinecez bilemeyiz yoksa diye anlatmana

isine gelmeyince veya kaybeden takimi tuttugunu anlayinca saka yapmistim diye lafi cevirmene

yemek programlarini cizgi filme tercih etmene

bebise ablacim diye diye birseyler ögretme cabana

rengarenk resimlerine

takip takistirmana, kokosluguna, hatta beni de süsleme cabalarina

sarkilarina, marslarina, siirlerine

cevrene olan ilgine, izlenimlerini, duygularini paylasmana, bicir bicir konusmana

bayiliyorum.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Kasim biterken

Kasim ayi hizli basladi, yazmaya pek vakit kalmadi. Oncelikle ise geri döndüm. Bebisten ayrilmak zaten zor oldu, bir de üstüne hastaligi tekrarlayinca daha da zorlasti. Muhtemelen önümüzdeki günlerde alerji testi yaptiracagiz ve bu alerjik durumla uzun bir dönem daha mücadele edecekmisiz gibi görünüyor. Ek gidaya baslamistik, mümkün olan herseyden tattiriyoruz minigime. Alerjik bebeklerde önemliymis bu mevzu. Sebze corbasi ve muhallebilerde sorun yok ama meyve ile yogurttan hoslanmiyor. Dogal beslenme gayretiyle Pinar hanim'in yani sira Üc elmadan da alisveris yapmaya basladik. Ürünleri gercekten süper. Onur'un alt iki disi cikti. Kücücük inci gibi parliyor ama isirinca sasirtici bir sekilde keskin :) Bunlar disinda sürekli kucak ilgi isteyen bir bebek. Mama sandalyesinde bile oturmak istemiyor. Hep ten tene yan yana olacagiz. O zaman sorun yok. Bu da güzel ama yorucu oluyor tabii.

Ezgi kizim ise ablaliga iyice alisti. Kardesini oynatinca ondan güzel tepkiler alinca cok seviniyor. Ikisini böyle oynasirken gormek beni de cok mutlu ediyor dogrusu. Bircok isini kendisi yapmaya basladi. Ben 5 yasindayim artik anne diyor. Zaman zaman kapris yapiyor, agliyor ama bu da hakki diye düsünüyorum. Elimizden geldigince özel olarak ilgilenmeye, zaman ayirmaya calisiyoruz. Gercekten oldukca zor, zormus. Gecen gün babasiyla hayvanat bahcesine gittiler. Anlata anlata bitiremedi. Aktivitelerimiz devam edecek umarim :)

31 Ekim 2011 Pazartesi

Giderken


























Melegimi her sabah pur nese okula ugurluyorum. Gidenler telasli, kalanlar biraz buruk. Kalanlar el sallama faslinin ardindan birbirlerini opucuklerle teselli ediyor. Daha dogrusu anne bebisini doya doya mincikliyor yalniz kalmanin verdigi rahatlikla. Yakinda bu sahne degisecek cunki ise geri donuyorum. Kalbimin aklimin yarisi evde kaliyor olacak. Aksam kavusma zamani iple cekilecek. Ama hayatin devam etmesi lazim. Boyle diyor aklim. Duygular su an biraz sapmis durumda gerci. Onlarda bir sekilde yoluna girecek zamanla.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Yuzme arasi



















Ezgi'nin 3 aydir devam eden yuzme derslerine havalar tekrar isinana kadar ara verdik. Hastaliklar, kardes derken biraz bizim yorulmamiz biraz da onun yorulacagini dusunmemiz bu karari almamiza sebep oldu. Yine de bu kisa zamanda yuzmeyle ugrasmasi Ezgi acisindan cok ama cok faydali oldu. Istahi artti. Sakinlesti. Vucudu gelisti. Eglendi. Yeni arkadaslar edindi. Bu arada yuzmeyi de ogrendi tabii. Umarim kendimizi toparlar toparlamaz yeniden baslatabiliriz minigimi. Yeni baslayacaklar ve Onur'un zamani gelince unutmamam icin tavsiyeler;

Eger anneye naz yapan bir cocugunuz varsa tavsiyem ogretmenle bu ise girmeniz. Iyi bir ogretmen cok onemli. Ozel ders yerine de uc dort kisilik bir grup olmasi daha iyi oluyor. Cunki cocuklar birbirlerinden bakarak daha iyi ogreniyorlar ve de en onemlisi sIkIlmIyorlar. Tam tersi cekingen bir cocuksa da anneden ogrenmesi mantikli. Cunki korkarsa tamamen sudan soguyabilir.

Yuzme ogretmenlerinin bana aktardiklari genelde 5 yas ve uzeri cocuklarin ogrenmede zorluk yasamadigi. Cunki bu yasta komut almaya acik oluyorlar. Ama 3-4 yasinda da komut alma konusunda sorun yasamayan cocuklarinda ogrenim guclugu cekmedigini ilettiler. Bizim gonderdigimiz kursta 4 yas ve uzeri icin ders aldirabiliyordun.

Dersleri izleme firsati buldugum icin ileri de Onur'u da sungerle yuzmeye alistirmayi planliyorum. Sungerle ayak cirpmayi ogrenirse yuzmeye cok kolay gecebiliyor.

4 yas da olsa ogretmenler tam stili veriyor. Fakat minikler hareketleri ayri ayri yapabilselerde koordinasyon tam gelismedigi icin stili dogru almalari epey zor. Yine de cocuktan cocuga degisir. Ezgi hem ayak cirpip hem kulac atip hem de soluk alip vermeye gelince koordinasyonu saglayamiyor henuz. Zaten bizimde acelemiz yok. Veriyorlar ama alabildigi kadar aliyor cocuk.

Sonuc olarak yuzme dersleri yuzmeyi ogrenmekten cok yazdigim diger faydalari sagladigi icin onemli benim fikrimce. Gerisi nasil olsa zamanla kendiliginden gelisiyor. Erken ya da gec. Istedikten sonra pek de farketmiyor.

13 Ekim 2011 Perşembe

Mamalar basliyor


























Yumurcak Onur dun ilk yogurtunu afiyetle yedi. Taze yapilmis ev yogurtumuzdan 3 kucuk kasik veriverdik. Ek gidaya baslamadan once alerji denemesi icin. Yakinda 6 ay bitiyor olacak. Yani yogurt, sebze pureleri, corbalarla tanismaya az kaldi. Zaman cabuk ama bir o kadar da dolu dolu geciyor. Parmak/emzik cephesini simdilik emzik kazanmis gozukuyor. Hos gecende ayagini yakalamis cuk cuk emiyordu ama pek umursamadim :) Gece daha fazla uyanir oldu. Gaz, dis birseyler etkiliyor herhalde. Henuz dis belirtisi olmasa da bir iki ay onceden basliyor bu sancilar Ezgi'den bilirim. Bu ara guzel guzel yakalamalar, elden ele gecirmeler, sac cekmeler basladi. Ah bir de pek numaraci bu oglan. Yalniz birakir birakmaz bir aglamasi var ki sanirsin bir yerine birsey batmis. Ama yanina gelince hemen susup guluveriyor.

Ezgi minigim ise cok uslandi masallah. Ara sira kiskanclik yasiyor hissediyorum. O zamanlar birkac kapris yapiyor alttan aliyoruz. Bunlar disinda sakin. Zaten okuldan gelince yemek yiyiyor, cizgi film bakiyor, biraz sohbet ediyoruz sonra uyku hazirliklarina basliyoruz. Dayanamiyor fazla, yorgun cocugum. Yine de her gun yaptiklarindan bahsediyor biraz biraz. Arkadaslarindan, dogumgunlerinden, derslerinden. Onu erken aldigim icin ogretmeniyle de bu sene daha fazla konusma imkani buluyorum. Resim konusunda yetenegi farkediliyor dedi bana en son, sevindik :)

Bu sene kis hazirliklarina erken basladik. Ailecek hasta olmamiz bizi derinden etkiledi diyebilirim. Artik evde her turlu bitki cayi mevcut. Bilumum urun organiklerle yer degistirdi. Eskiden de dikkat ederdik ama simdi sampuanlardan, deterjanlara, unlardan tavuklara kadar yelpazeyi genislettik. Bir de sebze/meyveyi artik Ipek hanim'in ciftliginden siparis vermeye basladik. Savulun mikroplar biz geliyoruz diyorum. Ezgi de anne artik bu mikroplari gormek istiyorum ne zaman miksopsop alicaz diyor. Bakalim ne zaman :)

10 Ekim 2011 Pazartesi

Iyilesme donemi

Doktorlu gunlerimiz devam ediyor. Cok sukur iyilesme donemine girdik. Henuz tam olarak bitmese de hastaliklar hafifledi. Bu yuzden Onur'la genelde evdeyiz. Disari ciktigimizda hepimizin dengesi sasiyor. Kendimize gelmemiz zaman aliyor. Ezgi okula devam ediyor. Bu sene cok daha mutlu. Ozguvenli. Huzurlu. Bir yas daha almasinin etkileri bunlar diye dusunuyorum. Dun defterine resimler cizmis. Ozleme defteri bu diye anlatiyor. Anneannem, dedem, babaannem, Damla, Iris'i cizdim ozledikce bakiyorum diyor. Ben de seni okula gidince cok ozluyorum diyorum. Hemen kendini de ciziyor. Buna bakarsin diyor. Ozleme defterine.

Tum yorgunluklari unutturuyorlar bana. Ezgi konustukca. Onur gulumsedikce.

27 Eylül 2011 Salı

Sabahlari




















Bizim evde sabahlar en hareketli saatler. Gun 06:00 gibi Onur'un donencesiyle konusmasiyla basliyor. Minigim kendi kendine oyalanirken kahvalti hazirlaniyor. Sonra sira Ezgi'yi kaldirmaya geliyor.Tuvalete kadar yapabildigi tum huysuzluklari yapiyor ama giyinirken birden nesesi yerine geliyor. Ayni nese, biciriklik kahvaltida da devam ediyor. O sirada Onur'un alti da temizleniyor ve hep beraber oturuyoruz kahvalti masasina. Abla konusuyor, yiyiyor, tekrar konusuyor, tekrar yiyiyor. Onur merakla bakiniyor :) Bu sabah gunes guzel vuruyor, kucuk abla golgeden tavsan, ordek yapiyor. Onur izlemeye doyamiyor. Anneyle baba da onlara bakmaya.


24 Eylül 2011 Cumartesi

Sampiyon






















Kirk yil dusunsem aklima gelmeyecek sey oldu, Ezgi okulunda yemeklerini tam bitirenlere verdikleri yemek yeme madalyasini kazandi ! Evet evet bizim hep az yiyen kizimizin bugunlerde istahi acik. Sebep yazin bu konunun uzerinde durmamiz, yuzme, hasta olmamasi veya artik buyuyor olmasi olabilir bilemiyorum ama sonuc sevindirici. Umarim kis'a kadar iyice toparlar ve kuvvetlenir. Haftasonlari yuzmeye devam ediyor. Yine hastalanmasindan korkuyorum aslinda ama bir yandan da vucut olarak biraz gelissin, hareket etsinde istiyorum.

Surekli hastalik diyorum cunki minigim Onur bebisim hala hasta. Gectigimiz gunler doktorlara gidip gelme, kontrollerle gecti. Cok yiprandi. Yine de gulumsemeye devam ediyor melegim. Tek tesellimiz nesesinin yerinde olmasi. Hep boyle gul olur mu kucugum, en kotu gunumuz boyle olsun.