boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2012 Salı

Sorular





















Ezgi bir süredir ölüm ve sonrasini sorguluyor. Once ne cevap verecegimi bilemedim, duymamazliktan geldim. Ama sorular artmaya devam edince elimden geldigince anlatmaya calistim. Ve sonunda melek olacagindan bahsettim. Aman bir rahatladi bir rahatladi.
Megerse korkuyormus. Ninem dis perisi oldu kitabini okudugumuzda aa cok güsel, bende dis melegi olacagim, hediye paketleri hazirlayip dagitacagim diyiverdi. Kücükhanimin dünyasi birden eski moduna döndü böylece, paketler hazirlasin, dogumgünlerine katilsin, elbise giysin, tac taksin..

Son olarak kuzen ve arkadaslariyla kendini prenses olarak cizmis. Damla yagmur anlamina geliyor bu yüzden onu mavi cizdim. Ezgi'de müzik, pembeyim. Ece ne demek anne ? Kralice mi ?? Vay canina.. Iste bu konusmalardan anlasildigi gibi prenses dönemi devam ediyor, bakalim ne kadar sürecek.

14 Ocak 2012 Cumartesi

13 Ekim 2011 Perşembe

Mamalar basliyor


























Yumurcak Onur dun ilk yogurtunu afiyetle yedi. Taze yapilmis ev yogurtumuzdan 3 kucuk kasik veriverdik. Ek gidaya baslamadan once alerji denemesi icin. Yakinda 6 ay bitiyor olacak. Yani yogurt, sebze pureleri, corbalarla tanismaya az kaldi. Zaman cabuk ama bir o kadar da dolu dolu geciyor. Parmak/emzik cephesini simdilik emzik kazanmis gozukuyor. Hos gecende ayagini yakalamis cuk cuk emiyordu ama pek umursamadim :) Gece daha fazla uyanir oldu. Gaz, dis birseyler etkiliyor herhalde. Henuz dis belirtisi olmasa da bir iki ay onceden basliyor bu sancilar Ezgi'den bilirim. Bu ara guzel guzel yakalamalar, elden ele gecirmeler, sac cekmeler basladi. Ah bir de pek numaraci bu oglan. Yalniz birakir birakmaz bir aglamasi var ki sanirsin bir yerine birsey batmis. Ama yanina gelince hemen susup guluveriyor.

Ezgi minigim ise cok uslandi masallah. Ara sira kiskanclik yasiyor hissediyorum. O zamanlar birkac kapris yapiyor alttan aliyoruz. Bunlar disinda sakin. Zaten okuldan gelince yemek yiyiyor, cizgi film bakiyor, biraz sohbet ediyoruz sonra uyku hazirliklarina basliyoruz. Dayanamiyor fazla, yorgun cocugum. Yine de her gun yaptiklarindan bahsediyor biraz biraz. Arkadaslarindan, dogumgunlerinden, derslerinden. Onu erken aldigim icin ogretmeniyle de bu sene daha fazla konusma imkani buluyorum. Resim konusunda yetenegi farkediliyor dedi bana en son, sevindik :)

Bu sene kis hazirliklarina erken basladik. Ailecek hasta olmamiz bizi derinden etkiledi diyebilirim. Artik evde her turlu bitki cayi mevcut. Bilumum urun organiklerle yer degistirdi. Eskiden de dikkat ederdik ama simdi sampuanlardan, deterjanlara, unlardan tavuklara kadar yelpazeyi genislettik. Bir de sebze/meyveyi artik Ipek hanim'in ciftliginden siparis vermeye basladik. Savulun mikroplar biz geliyoruz diyorum. Ezgi de anne artik bu mikroplari gormek istiyorum ne zaman miksopsop alicaz diyor. Bakalim ne zaman :)

10 Ekim 2011 Pazartesi

Iyilesme donemi

Doktorlu gunlerimiz devam ediyor. Cok sukur iyilesme donemine girdik. Henuz tam olarak bitmese de hastaliklar hafifledi. Bu yuzden Onur'la genelde evdeyiz. Disari ciktigimizda hepimizin dengesi sasiyor. Kendimize gelmemiz zaman aliyor. Ezgi okula devam ediyor. Bu sene cok daha mutlu. Ozguvenli. Huzurlu. Bir yas daha almasinin etkileri bunlar diye dusunuyorum. Dun defterine resimler cizmis. Ozleme defteri bu diye anlatiyor. Anneannem, dedem, babaannem, Damla, Iris'i cizdim ozledikce bakiyorum diyor. Ben de seni okula gidince cok ozluyorum diyorum. Hemen kendini de ciziyor. Buna bakarsin diyor. Ozleme defterine.

Tum yorgunluklari unutturuyorlar bana. Ezgi konustukca. Onur gulumsedikce.

21 Nisan 2011 Perşembe

1 Mart 2011 Salı

Subat biterken

2011'e saglik acisindan pek iyi bir baslangic yapmadik. Ezgi Ocak'tan beri 15 gün iyi sonra 3-4 gün hasta. Tabii bu mikroplardan bizde payimizi aliyoruz, sirayla ailecek hastalanip iyilesiyoruz. Yasadigimiz yorgunluk ve hastaliklara ek olarak kücügüm epey de sinirli oldu. Bizden mi kaynaklaniyor, fiziksel mi yoksa baska birsey mi var diye sebebini bulmaya calistik. Oncelikle vurdulu kirdili cizgi film izlemesine son verdik. Son zamanlarda televizyon saatinde sadece bunlari izlemek istiyordu. Digerlerine bebek filmi diye burun kiviriyordu. Neyse ki hem onun istedigi gibi bebek filmi olmayan hem de bizim istedigimiz gibi siddet icermeyen bir program saati bulduk, televizyon olayini bu zaman dilimine göre ayarladik. Su an icin ise yaramis gözüküyor. Bizimkinin davranislarinda cok düzelme var. Ozellikle bir tavsancigin resim yaptigi ve bu resimleri nasil yaptigini anlattigi bir cizgi film var ki süper basarili. Ezgi onu izleyip sonra anlattiklarini cizmeye calisiyor. Ornegin orada gördügü panda cizimi. Benim bile cok hosuma gidiyor izlemek. Sonra anne bana bunu yap dediginde lazim oluyor :)






















Ayrica bu araba da stres atma, hareket etme acisindan cok faydali oldu. Uzerinden inmiyor. Su an en cok oynadigi oyuncaklardan biri. Evi de kücükhanimin tur atabilecegi gibi düzenledik. Havalar isininca arabasiyla birlikte sokaga salmayi hedefliyorum.


























Kardes öncesi hazirliklara gelince; odalarinda duracak yataklarin siparisini verdik, bebek yatagi ise bizim odaya tasindi. Yumurcak icin alisverisin büyük bir cogunlugu tamamlandi, bana göre az bir eksigimiz var. Ezgi ise herseyi kapsamli olarak düsünüyor. Anne yaz abbababisi (ayakkabisi), kis abbababisi ve yagmur abbababisi da lazim kardesime diyor. Eksikleri saya saya bitiremiyor :) En büyük hayali kardesini arabaya koyup gezdirmek. Cok tatli olacak benim kardesim dedikce gözlerim doluyor. Umarim hersey yolunda gider, Ezgi de bu dönemi az kiskanclik bol sevgiyle yasar.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Ev, kardes vs.

Gecen hafta egitimde oldugum icin Ezgi'de evdeydi. Bu tür degisiklikler bizimkine iyi geliyor, bugün okuluna daha bir hevesle gitti, özlemis. Evde kaldigi süre boyunca teyzesiyle bir sürü faaliyet yapmislar, misafirlige gidip, gelen arkadaslarini agirlamislar. Artik eve bir cocuk gelince veya biz cocuklu bir yere gitmissek Ezgi'yi unutur olduk. Karsi tarafta uyumluysa saatlerce oynayabiliyor. Kardesi biraz ele avuca gelince onunla da böyle oynarlar mi acaba diye hayaller kuruyorum. Bakalim evde ki hesap carsiya uyacak mi ? :) Bebis ve karnim giderek büyüyor. Ezgi'de kardesim diye karnimi öpüp sevmeye ve son resimlerine de bebisi dahil etmeye basladi. Iste cizimlerinden sirasiyla kendisi, anne-baba-Ezgi, kardes-Ezgi ve bebise alinacaklar listesi (biberon, emzik, tulum vs.)


24 Kasım 2010 Çarşamba

Kücük ressam

Elinden kagit kalem düsmüyor bu aralar bizim yavrunun. Sürekli resim ciziktiriyor. Beni, babasini, arkadaslarini, en cokta kendisini, evler, hayvanlar ciziyor da ciziyor. Epey oyaliyor bu isler onu, bizim icinde iyi oluyor. En son dün aksam ögretmenler günü vesilesiyle ögretmenlerini cizdi. Uzerine de kendince bildigi harfleri yazdi. Sonra da biraz burularak sizi cok seviyorum yazmam icin kalemi bana birakti. Bugün hediyesini götürmek üzere cantasina yerlestirdik.

Kalan zamanlarda favori oyunumuz Sinderellacilik. Ezgi genelde yavru kedi olurken Sinderella, Anastasia, üvey anne gibi rollere de ben ataniyorum. Once kendi konusuyor sonra sende bunu bunu demissin diye ne demem gerektigini söylüyor. Ve oyun onun kurguladigi sekilde devam ediyor. Yönetmen, senarist, basrol de kendisi, yardimci oyuncular annesi veya babasi :)


18 Ekim 2010 Pazartesi

Aile resmi

Bir süre önce Ezgi'nin yaptigi resim calismasi. Anne-baba-cocuk üclemesi, yani ailemizi cizmis. Arka fonda da günes ve bulutlar. Resimde en cok dikkatimi ceken kendisi ikimizden de büyük. Biz onun yaninda kücük kalmisiz. Bir cocuk gelisim sitesinde eger anne-baba cok büyük, cocuk kücük ise ya baskici bir aileyi ya da cocugun bu figürlere duydugu hayranligi ifade eder diyor. Kücükhanimin resminde durum tam tersi olduguna göre kizimiz kendini pek begeniyor demek ki ! Zaten cizip boyadiktan sonra bunu ise götür, arkadaslarina gösterirsin dedi bana. Birlikte cantama kadar yerlestirdik unutmayayim diye :)

18 Temmuz 2010 Pazar

Sokakta
























Sonunda bisiklete binmeyi ogrendi bizimki. Isin sirri yokus asagi salinmaktaymis. Ezgiyi bisikletiyle hafif egimli bir yere birakinca pedallarin nasil cevrilmesi gerektigini kavrayiverdi. Ne inatlasma ne bagris cigris, hersey kendiliginden gelismis oldu.




















Sokak resimleri son hiziyla devam ediyor. Sadece Ezgi degil diger cocuklarda caddemizi pek guzel ciziyorlar. Biz buyuklere de ortaya cikan bu sanat eserlerini alkislamak dusuyor.

Son eglencemiz ise gece cadir ve fenerle yapilan oyunlar. Bazen icinde hic ses cikarmadan oturup duruyorlar bazen de bocek kovaliyorlar ama yatasiya kadar iceri girmek bilmiyorlar.

11 Temmuz 2010 Pazar

Cilek kiz

Haftasonu Ezgi'yle biraz gozleme dayali cizim calistik. En sevdigi konuyu sectim. Cilekler. Kizardikca her gun birer ikiser atistiriyor. Once tipki annesi gibi fotograflarini cekti. Toplayip yikadi ve beraber baka baka resimlerini cizdik. Ama uzun sure dayanamadi bizimki, agzina ativerdi :)

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Sanat mi ?

Evde bir aktivite olmaya görsün Ezgi hemen orada bitiveriyor. Yardim edebiliiyiim ? diye son derece sempatik bir sekilde sorunca ona hayir demek oldukca güc oluyor. Gecen gün Umut duvarlarin hasarli kisimlarini boyamaya kalkinca bizimkini eline kendi fircasi ve boyalarini almis bekler bulduk. Bu isi ancak disarida yapabiliriz diye zor ikna ettik. Epey bir süre günesin cikmasini bekledik. Ama yagmur o gün bize hic müsaade etmedi. Ertesi gün kücük fil olayi unutmamis, fircalar ve tüm malzemelerle disariya tasindik. Komsumuzun kizi da bize katildi. O da kendi mozaik oyununu getirmis. Bu benim sanatim diye de övünerek gösteriyor. Ezgi zaten ablalara hayran, hele bir de böyle ilginc oyunlar/oyuncaklar görünce hic ayrilmak istemiyor onlardan. Nihayet eve girme zamani geldiginde kücükhanim sanatimi bitirmedim daha, sanatimi elimden aldinizzzz, anne ama siz beni hic anlamiyorsunuzzz diye aglamaya basladi.

Gülmemi saklamaya calisirken ne diyecegimi sasirdim. Bu kücük sanatciyla basetmek giderek zorlasacak sanirim :)


6 Mayıs 2010 Perşembe

38.ay

Evet göz acip kapayincaya kadar 3 yasta bitmis, Ezgi cocamaan abla olmus. Abla olmusta neler degismis ?

Aglamalar, kucakta uyumalar, sacini elleyebilirmiyim, seninle yatabilirmiyim kisimlarinda hic degisiklik yok, hep ayni. Ama konusmalar cok degisti. Beni sasirtmadigi gün yok diyebilirim. O kücük akil nasil calisiyor, nelere dikkat ediyor hayretler icinde kaliyorum. Bir de dilini yemek geliyor icimden. Ozellikle hadi gagalayalim (yakalayalim) anne dediginde hem gülümsüyorum hem de mincikliyorum onu dayanamayip.

Günlük rutin icinde cogu zaman farkinda olmuyorum Ezgi'de ki ilerlemelerin. Ama bir an geliyor ki gözüme carpiyor. Ornegin resimleri. Gecen gün gözümün önünde ciziverdi, ne kadar gelismis el kontrolü. Bir alti ay oncesine göre artik cocuklar cok daha belirgin. Cimenler, günes derken ufak capta bir komposizyon da yapivermis. Demek gercekten abla olmus kizim. Zaten kendisi de hic kabul etmiyor kücük olmayi. Servisci amcamiz Ezgi bebegim dediginde birkac kez uyardi amcasini. Ben okula gidiyoyum abla oldum dedi. Adamcagiz sasirdi, artik Ezgi abla diye sesleniyor kücükhanima. Oturunca kendi kemerini kendisi bagliyor ugrasip didinerek. Sonra bana dönüyor anne bak büyüdüm diyor. Okula ise tamamen alisti. Her gün gülerek el salliyor bana kapida. Ogretmenlerim özlemistir beni diyor.

Büyüyorsun minigim. Bugün tam 38 ay bitmis. Bunca zaman göz acip kapayincaya kadar gecmis.










16 Şubat 2010 Salı

Bos zaman yok

Pamuk ile Mercan hastalanip doktora gidince (ve geri dönemeyince) bir bilenden yardim istedik. Ozer amcasi Ezgi icin cok güzel bir akvaryum hazirladi. Meger bu balik isinin ne kadar cok inceligi varmis, hepsini anlatti bize sagolsun. Simdi ailecek prensesleri izliyoruz.



















Parmak boyasi unutulan kutular arasinda bulundu. Bizimki pek sevindi, özlemis. Bitmesin diye azar azar boya(n)di.




















Murat amcasinin hediyesi Neden annemi ve babami cok seviyorum kitaplarini büyük bir zevkle okuyoruz. Koala ve kugu'yu da ilk defa gördü, söylemeye calisiyor yarim yamalak.


























Ve kücük yardimci bahce isinde. Haftasonu günesi görür görmez disari firladik. Yagmur seni cok seviyoruz ama artik gitme zamani gelmedi mi ? Biraz bahar lütfen.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Günler gecerken

Bugün kizimiz tam 34 aylik. Her gecen gün kücügüme birseyler daha katiyor. 2 yasina kadar onun bir bebekten kücük bir kiza dönüsümünü saskinlikla izledim. Simdilerde ayni saskinligi sosyal ve zihinsel olarak ne kadar degistigini farkederken yasiyorum. Artik kendini cok rahat ve dogru bir bicimde ifade edebilir oldu. Aksamlari uzun uzun sohbetler yapiyoruz. Gün icinde neler yaptigini anlatiyor bize. Sadece ifadeleri degil uyanikligi ve yaramazligi da gelisti. Dislerini yalnizca yatmadan önce fircalamasina izin verdigim icin daha gece olmadan "anne cok uykum geldi benim" diye esneme numarasi yapiyor örnegin. Sonra hemen taburesine hareketlenip "hadi dislerimizi fircalayalim artik" diye gülümsediginde birden bastiran bu uykunun nedeni ortaya cikmis oluyor. Her istediginde fircayi vermiyorum cunki dis macununa gectik. Kimileri cok erken kimileri de gec kalmissiniz dese de bizim macun maceramiz yeni basladi. Once epey zaman tükürmeyi ögretmeye calistim. Sonuc yari yariya yutuyor ! Cocuk macunu olsa da icim rahat degil. Bu yüzden minicik koyup günde sadece bir kere fircalatiyorum.


























Ezgi genel olarak fircalara cok merakli. Hala en sevdigimiz faaliyetlerden biri boyama. Havalarin sogumasiyla boyalari eve tasidik. Artik biraz daha büyüdügü icin daha kontrollü. Yine de beni geren anlar yasamiyor degiliz. Hos cokta mutlu oluyorum onun boya yaparken ki sevincini görünce. Gecen gün agac yaparak beni cok sasirtti. "Anne bak bu gövdesi bu da yesili" diye aciklamasini da yapti birde arkasindan.





















Bunlar disinda mutfakta bir numarali yardimcim oldu. Tüm karistirma, süpürge isleri onda. Haftasonu birlikte pogaca yaptik. Once hamuru bir güzel yogurduk. Kücük kücük elleriyle pek de güzel acti. Ecis bücüs kapatti ama olsun, tadindan yenmiyordu benim icin onun yaptigi pogacalar. Iste bu anlar zamanin yavaslamasini diliyorum. 3 yasina girmek üzere pek sevimli olan kücügümün doya doya tadini cikarmak icin. Hayat elimizden kayip giderken bazi anlari dondurmak mümkün olsaydi keske.

24 Aralık 2009 Perşembe

Ilk resimler



















Ezgi karalamayi birakip ilk anlamli ciziklerini :) yapmaya basladigindan beri gün be gün ilerleme kaydetti. Aslinda kücükhanimin kendi kendine oturup cizimler yaptigi nadir. Yapsa da kisa sürede ilgisi dagiliyor. Teklif ya bizden geliyor veya o tetikliyor ama kagidi kalemi birlikte elimize aliyoruz. Herkes kendisi takiliyormus gibi gözükse de bizim cizdiklerimize göz ucuyla bakip aynisini yapmaya calisiyor. Yaraticiligini öldürmemek icin pek karismiyorum. Ellerini tam kontrol edemedigi zamanlarda istedigini cizemiyor ve "yapamiyoyumm" diye üzülüyor. Malum cokta hirsliyiz. O zaman "acele etmessen olur", "yeni bir sayfa acalim orda bir daha denemek istermisin" diye tesvik etmeye calisiyorum. Ortaya birseyler cikardiginda da ne kadar begendigimi söylüyorum, seviniyor :)

Genelde bebek ciziyor. Sebebi bizim ona genelde bebek cizmemiz. Once kafalardan basladi, yuvarlaklar cizebiliyordu. Arkasindan iclerine gözleri, burnu ve agzi sigdirmayi basardi. Son olarak saclari, kulaklari ve yamuk yumukta olsa gövdeleri ekleyerek bebeklerini tamamlamaya basladi.

Ama sadece bebekler degil tabii. Tirtil, cicek, kedi, mumlu cikulatali pasta calismalari da mevcut. Bu aralar arkadaslari ve aile büyükleri icin yilbasi kartlari da hazirlamaya basladik. Her ne kadar bizim yaptiklarimizi taklit etse de mutlaka kendine özgü cocukca bir bakis oluyor resimlerinde. Zaten en cok onun bu cocuk dünyasini görmek mutlu ediyor beni.


11 Kasım 2009 Çarşamba

Bebek evi

Ezgi bebegiyle konusuyor;

Seni cok seviyorum bebegim. Canim canim canimmm..

Uyu bakiyim. Nenenee nee..uyu uyu, kapa gözlerini.

Bak makasi böyle tut. Surdan. Tamam oldu iste. Basardin gördün mü ?

ve daha neler neler. Bu ilgi ve sevgiyi görünce anne rolünü birakip bebegi olasim geliyor :) Iste cok sevgili bebegimiz icin bir de ev hazırladik haftasonu. Bos kutulardan birine pencere, kapi acip, bir de cati uydurdum. Sonra da Ezgi'ye boyamasi icin teslim ettim. Dikkatimi ceken boyadigi alan büyük ve üç boyutlu olunca kücügüm fircayi epey düzgün kullanabiliyor. Böylece benim fazla yardimim olmadan zevkli zevkli calisip güzel isler cikarabiliyor. Bu sefer bebek evi tamamlandiginda Ezgi'nin yerine ben "cok güsel olmus" dedim. Güneste kurutup iceri aldiktan sonra bebegi de pek begendi evini, hemen icine girip güzel bir uyku cekti :)

8 Ekim 2009 Perşembe

Ailecek boya


























Gecen haftasonu hava güzel olunca Umut depoyu boyamaya karar verdi. Ezgi'yi oyalamakta bana düstü. Bir yandan havayi kacirmayalim disarida duralim diye düsünürken öbür yandan babamizi da engellemeyelim istedim. Bu yüzden Ezgi'nin kendi fircalarini, boyalarini cikardik. Altinoluk'tan getirdigimiz taslari boyamaya basladik. Bizimki kendi isiyle o kadar mutluydu ki babasina hic karismadi. Derken bizi gören komsu cocuklari da basladilar kendi taslarini boyamaya. Taslar, yapraklar degis tokus ediliyor. Tuna "Al Ezgi'cim bu tasi senin icin boyadim" derken Ezgi'de "Bunu Tuna'ya vericem" diye yan bahceye geciyor. Anne de söyle bir uzanip günesin tadini cikariyor. Ama bu agustos böcekligi uzun sürmüyor tabii. Herkes evine cekildiginde eller, üst bas, tuvaller, fircalar, masalar, elbiseler yani ne var ne yoksa yikama paklama isi anneye düsüyor. Hakkini yememek lazim, kücük yardimci da elinden geldigi kadar annesine yardim ediyor.