21 Ağustos 2009 Cuma

Bögürtlen cini ve Sari gaga




















Havalar isinip zamanimizin cogunu disarida gecirmeye baslayinca eskisi kadar kitap okumaz olduk. Itiraf etmek gerekirse gecenlerde Ezgi uyku öncesi beni odasina cekistirip, eski kitaplardan birini önüme koyup "oku anne" diyene kadar da farkinda olmamisim bu durumun. Zaman öyle bir kosturma icinde geciyor ki zaten durup düsünüp bunu yapalim demeye pek firsat kalmiyor. Iste annenin böyle motive edilmesiyle yeni kitabimiz "Bögürtlen cini ve Sari gaga" hayatimiza girdi. Ayni yazarin diger bir kitabi Kirpi ile kestane yi hala heyecanla dinliyor kücügüm. Bu yeni hikayeyi de cok begendi. Bir kere Ezgi'nin hikayenin icinde kendini yakin hissedecegi bir yavrunun varligi cok önemli. Iste yeni kitapta da bu yavru Sari gaga. Kanadi kirilan Sari gagaya bir agac ve bögürtlen cini sahip cikiyor, konunun anafikri yardimlasma :) Cizimler yine muhtesem, hikayenin icine girmemizi sagliyor. Ezgi yeni kelimeleri hemen kapti. Ozellikle "bastonu düstü anne" diye gülerek cini gösteriyor bana. Onu komik ve eglenceli bulurken sari gagayi da sürekli minicik diye seviyor, bir yandan da isirir mi diye cekiniyor :) Tekrar tekrar ayni yerleri okuyup sürekli neden ? sorularina maruz kalmaktan dilim damagim kurusa da, onun minicik suratinda beliren merak ifadesiyle karsilastikca ne iyi oldu da yeniden okumaya basladik diyorum.

Hiç yorum yok: