8 Ekim 2010 Cuma

Evcil böcegimiz

Gücümü toparlayabildigim zamanlar Ezgi ile disarida gezmelere devam. Yagmurlarla birlikte bahcemiz salyangoz, sümüklüböcek kaynamaya basladi. Ara sirada tavsanlarla karsilasiyoruz ki onlarin sonbaharla pek ilgisi yok, komsunun kutularindan kacmayi basaran iki pamuk yavrucuklari. Gecen gün epey büyük bir sümüklüböcek bizim agacin altina misafir olmus. Biraz inceleyelim yaprak verelim derken Ezgi hayvancagizi pek bir sahiplendi. Anne nütfeen onu evde besleyelim diye tutturdu. Sümüklüböceklerin evcil hayvan olmadiklari ve evde beslenemedikleri konusunda ikna etmeye calissam da ben onu kavanoza koyiyim, yaprak veriyim, su veriyim diye israr etti. En sonunda kavanozda mutsuz olacaklarini, dogada arkadaslari oldugunu ve biraz yavasta olsa özgürce dolasmalari gerektigini anlattikca hak verdi bana. Simdi her sabah okula giderken evcil böcegimizi bahcenin degisik yerlerinde hatta bizim evin icine girmeye calisirken görüyor pek gülüyoruz. Zaman zaman pembe yapraklar toplayip ikram ettigimiz bile oluyor :)





Hiç yorum yok: