25 Eylül 2012 Salı

Okullu günler



























Gecen birkac hafta Ezgi'yle dolayli olarak bizim icin okula ve onun getirdigi yeni kavramlara alismayla gecti. Ilk hafta servise inme/binme konusunda sorunlar yasadik. Eve gelis süresinin uzamasi beni acaip rahatsiz etti. Cünki okul secerken en önem verdigimiz kriterlerden biri eve yakin olmasi, Ezgi'nin yollarda hirpalanmamasi idi.  Neyse zamanla hersey yoluna girdi. Hatta sitemizden bir ablaninda Ezgi'ye bayilip sahiplenmesiyle hic gözümüz arkada kalmiyor diyebilirim. Cantasini bile tasiyorlarmis zorlandiginda :)

Sonra yeni arkadaslari duymaya basladik birer birer. Secmeli dersler bu arkadaslara göre secildi. Kankalar belirlendi. Haftasonu ilk veli toplantisina katilip arkadaslarinin anneleriyle de tanisma firsati buldum. Onlarin sıralarinda oturup ögretmenlerinden uygulanan egitim sistemini, velilere düsenleri dinledik. Tabii arada sinif ögretmenini yakalayip tuvalet, yemek yemeyle ilgili endiselerimi siraladim. Gördügüm kadariyla okulun ve siniflarin kalabalik olmayisi bizim minikler icin cok büyük bir avantaj. Yine de hersey Ezgi'ye devasal geliyor olmali, agzini yuvarlaya yuvarlaya anlatiyor, o kadar büyük kiii diye.

Derslere gelince, ögretmen hicbirsey icin acele etmememizi söyledi. Hersey zamaninda kendiliginden olacak. Zorlarsak uzun vadede zarari olur dedi. Kulaga hos geldi. Ama gel gör ki hemen ödevler basladi. Biraz hazirliksiz yakalandik. Ilk ödev hicte iyi gecmedi. Daha dogrusu kendimden memnun kalmadim. Yanina oturunca kendimi onu böyle yap, bunu sil derken buldum. Simdi bir yöntem belirlemeye calisiyorum. Genel olarak yaninda durmamak, ihtiyac halinde gelip gitmek gibi. Bir de ödeve cok merakliymis, sanki benim icin yapiyormus gibi bir hava asla yaratmamaya calisiyorum. Bakalim zamanla oturacak umarim.

Hiç yorum yok: