13 Eylül 2012 Perşembe

Sonbahar gelmis





















Tatil dönüsü bir onbes yirmi gün kadar Ezgi ve Onur evdeydiler. Yuzme, bol aktivite, kuzenlerle gecen dolu dolu günlerden sonra evde gecen bos zamanlar bizim kiza pek yaramadi. Kardesiyle oyun kuramadi, Hatice annesiyle oynamak istedi Onur izin vermedi. Komsu cocuklariyla vakit gecirdi ama onlardan da bekledigi karsiliklari alamadi. Arkadasi cok seven, ihtiyac duyan ama bir o kadar da hassas bir cocuk Ezgi. Maalesef cocuklarda birbirlerine karsi oldukca acimasiz olabiliyor. Kisaca üzgün gecen birkac haftanin ardindan cok sükür okul basladi. Okulunu, orada ki arkadaslarini hemen benimsedi. Anlatiyor genelde gülerek. Onu böyle gördükce bizde mutlu oluyoruz. Yine de bugünler kaygilarin yogun oldugu günler. Cünki her firsatta bana sarilmak, kucaga alinmak istiyor. Birkac gün birlikte uyumamiz icin israr ediyor. Anliyorum ki daha cok sefkate, ilgiye ihtiyaci var.

Ote yandan bir de en kücük var. O da her daim annesini yaninda istiyor. Nitekim hala bebek statüsünde. Yedirilecek, giydirilecek, alti alinacak bir de oynatilacak. Evet artik oynamak istiyor Onur da. Umut'la paylassakta yetisemiyoruz isteklere. Birebir vakit gecirdigimiz zamanlar daha cok yetebildigimi hissediyorum. Ezgi ile gece yatak sohbetleri, basbasa gezintilerimiz acaip rahatlatiyor kücükhanimi. Onur'la ciktigimiz yürüyüslerde hem bana iyi geliyor hemde onu gözlemleme firsati buluyorum. Ablasiyla ilgileri epey farkli. Televizyonla, oyuncaklarla  pek ilgilenmezken dogaya karsi oldukca merakli. Agaclardan düsen meyvecikleri birer birer topluyor, sonra da bana agaclari gosteriyor. Birlikte uzaniyoruz dalindan da toplamak icin. Iceri girer girmez tekrar disari cikmak istiyor. Ayakkabilarini, montunu gosterip kapiya yoneliyor reddedilemeyecek bakislarla. Tam isirilacak, yenilecek gibi. Ama bu oglan minciklanmaktan hoslanmiyor yine ablasinin tersine.

Hiç yorum yok: